23 Mart 2018 Cuma

AKÇAKOCA GEÇİCİ KÖPEK BARINAĞI KAPANACAK MI?

BU YAVRULARIN HEMEN HEPSİ BARINAK MİKROBUNDAN ÖLDÜ (2011-2018)


Sayın Başkan Cüneyt Yemenici’ye Açık Mektup

HAYVAN BARINAĞI KAPATILINCA NE OLACAK BAŞKANIM?

21 Mart 2011 tarihinde O zamanın Belediye Başkanı Fikret Albayrak Akçakoca Geçici Hayvan/Köpek Barınağı’nın açılışını yaptı.
Barınak açıldığı gün çocuklar gibi şen ve mutluyduk.  Artık yaralı ve hasta hayvanları götürebilecek, tedavi ettirebilecektik. Yavrular sokaklarda ezilmeyecekti. Kısırlaştırmalar yapılacak, sürülerin oluşması önlenecekti.
Maalesef hiçbiri yapılmadı. “Eleman yok “ dendi. “Veteriner tahsis edemeyiz, bütçe yok” denildi. Ve geçici elemanlarla, daha çok da gönüllülerin desteğiyle oraya kapatılan hayvanlar yaşatılmaya çalışıldı. Yavruların ise %99 u öldü. Köpeklerin önüne, su bile konulmadığı günleri yaşadık barınakta. Yıprandık, üzüldük. Fikret Başkanın kapısını aşındırdık ama sonuç alamadık. Üç yıl böyle geçti. Barınağın hayvanların tedavisi için değil, insanların şikayetlerini önlemek için, hayvanların adeta ölüme mahkum edildiği yer olarak hizmete açıldığını anladık. Bütçe de yeterli eleman da o dönem bir türlü bulunamadı.
 BARINAK MİKROBUNA KARŞI İLAÇLAMALAR DA İŞE YARAMADI ( F.ALBAYRAK DÖNEMİ)

Sayın Cüneyt Yemenici,  Başkan seçildiği ilk yılda barınağa Veteriner ve iki eleman tahsis ederek hayvanseverlerin gönlünü kazandı.  Fakat barınak o kadar kötü bir yerde ve kirli su tahliyesi düşünülmeden, mühendislik çalışması yapılmadan kondurulmuştu ki, defalarca çakıl dökülmesine rağmen, pis su göletlerinin oluşması engellenemedi. Sık sık tıkanan logarlar içinse vidanjör devreye sokuldu. Bu yüzden barınakta istenen hijyen sağlanamadı. Hayvanlar bakımsızlık ve pislik içinde yaşamaya mahkum oldular. 

Yavrular ise barınaktaki mikroba karşı direnemedikleri için yaşamadılar. Barınak için alınan Veteriner Ufuk Göktaş ise, Mezbahada hayvan kesiminden, Çöpleri ayrıştırma projelerine kadar her şeye koşmak durumunda kaldı. Zamanı yetmediği için barınağa alınıp da kısırlaştırılamayan dişilerden içeride hamile kalıp doğuranlar oldu. Personel eksikliği Sayın Yemenici tarafından giderilmesine rağmen, koşullar iyileştirilemedi. Hizmette kalite standartları arttırılamadığı gibi, çalışanların da çalışma koşulları çok kötü şartlarda devam etti. Pisliğin içinde, maskesiz, eldivensiz, özel kıyafetler olmadan ve sonrasında duş alabilecekleri odaları olmadan görevlerini yapmaya çalıştılar.
Hayvanseverler, Dernekler, Dohaycan Yöneticileri, Sayın Yemenici ile görüşerek; Akçakoca’ya yaraşır yeni ve modern bir bakımevi yapılmasını talep ettiler. Başkan Hayvan Barınağı yapımı için Meclisten yetki aldı. Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezi için yer arayışına geçildi. Tam proje netleşmek üzereydi ki; Bakan Özlü’nün girişimiyle; Düzce Subaşı Köyü Mevkiinde büyük bir Rehabilitasyon Merkezi yapılması gündeme geldi.
Düzce Valiliği’nde yapılan toplantılarda; Projenin Uzmanları, Hayvan Yaşam Alanı ve Rehabilitasyonu merkezinde sadece tedavi ve kısırlaştırma işlemlerinin yapılacağı, orada asla hayvan tutulmayacağı, sadece tehlikeli ırklar için bir bölüm yapılacağını anlattılar. “Merkeze ilçelerden hayvan getirilip, bırakılmayacağını” söylediler.

PEKİ, BELEDİYE BAŞKANLARI NEYİ BEKLİYOR?
Düzce İline bağlı ilçelerin hiçbirinde sokak hayvanlarına yönelik çalışma yok, barınak yok, veteriner yok. Bir tek Akçakoca’da vardı, Onun da ne olacağı belli değil. Kirli Su Arıtma tesisinin büyütülmesi için çalışmalar başlayınca ( ki Mayıs ayı gibi ifade ediliyor) kapatılacağı söyleniyor.
Akçakoca Belediyesi, hayvanseverlerin tüm itirazlarına rağmen,  özellikle yaz aylarında adeta hapishane gibi kullandığı barınaktan vazgeçiyorsa, bunun nedeni; Akçakoca’nın köpeklerini Subaşına yollayacağının hayalini kurması mıdır? Bakanlık ve Valilik tarafından, Hayvanseverlere, Subaşı  ve Kabalak Köylülerine “ BU BÖLGEDE SADECE HAYVAN HASTAHANESİ YAPILACAK, KÖPEKLER TOPLANMAYACAK” Diye açıklama yapılmasına rağmen belediyelerin bu rahatlığı nereden geliyor?
Eğer birileri halkı ( köylüleri ve hayvanseverleri) kandırmıyorsa, Akçakoca Belediye Meclisi tarafından kendisine yetki verilen Belediye Başkanımız Sayın Cüneyt Yemenici’nin aklından geçenleri çok merak ediyoruz?
Sayın Başkan, Sokak Hayvanlarının Sorunlarının çözümünü önemsemeyebilirsiniz, insana yatırım değil, diye düşünebilirsiniz, peki sokaklarda dolaşan hayvanlarla ilgili şikayetler çoğalınca ne yapacaksınız? 
AGRESİF ŞİKAYET EDENLERE KARŞI NASIL BİR YÖNTEM İZLEYECEKSİNİZ? 
Sokak hayvanlarını, elemanlarınıza veya özel firmalara illegal olarak toplatıp bilinmedik yerlere mi attıracaksınız? Adı kibarca uyutma olan öldürme işlemini mi yaptırtacaksınız? Sizin böyle düşünmediğinizi biliyoruz. Öyleyse bu konuda adım atmak için neyi bekliyorsunuz Başkan? Bize modern bir bakımevi yaptıracağınıza dair söz vermiştiniz. Sizden önce ki başkanın bütçesiz olarak yaptırabildiği ( ki maliyetlerin çoğu Kent Konseyi Başkanı Adnan Yaman’ın girişimleriyle karşılanmıştır) derme çatma barınağı kapattıktan sonra, yerine, elinizde ki iktidar olanaklarıyla, modern bir bakımevi yaptıramıyorsanız, Bir önceki selefiniz tarafından yaptırılan barınağın daha iyisini yapmak yerine kapatıp şikayetleri göze alıyorsanız, bu iş beni aşıyor diyorsanız  size söyleyecek sözümüz de yok. Verecek oyumuzda…

Saygılarımla,
Nermin Alpay
Yaşam Hakkı Savunucusu


22 Kasım 2017 Çarşamba

SOKAK HAYVANLARININ SORUNUNU HEP BİRLİKTE ÇÖZEBİLİRİZ...

Sokak Hayvanlarının Sorununu Nasıl Çözebileceğimizi anlatmaya çalıştığım serinin sonuna gelmiş bulunuyoruz.
Osmanlı döneminde; İstanbul sokaklarında binlerce kedi ve köpeğe bakılırmış. İstanbul’da yaşayan halk için de, Osmanlı idaresi için de oldukça normal olan bu davranışa, dışarıdan gelen yabancılar hayretle bakarlarmış…
Bu yaşam tarzına dair yabancı kaynaklarda yüzlerce bilgiye ulaşabilirsiniz. Hatta bu kaynakların birinde; " 17.yüzyılda, Osmanlı topraklarına seyahat etmiş Fransız avukat Guer, Osmanlıların hayvanlara besledikleri ilgi ve şefkati, onlar için yaptıkları akıl almaz hizmetleri anlatırken, çarpıcı bir misâl olarak Şam’da gördüğü kediler ve köpekler için özel hastane oldğundan hayretle söz etmiştir.” diye yazmaktadır.


Fotoğraf: Osmanlı döneminde sokak köpekleri

Sokak Hayvanlarının sorun olarak;  ilk kez Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde ( 1900’lü yıllar) İstanbul’a gelen Yabancı bir görevlinin “ İstanbul’un Sokaklarında çok köpek var" şikayeti üzerine ortaya çıktığı ve 80 bin köpeğin toplanarak hayırsız adaya götürüldüğü bir utanç hikayesi olarak anlatılır. 

Çünkü; binlerce köpek, Hayırsız adada açlıktan, susuzluktan ölmüş, birbirini parçalamış, yüzerek kurtulmaya çalışanlar denizde boğulmuştur. Köpeklerin Hayırsızada’da ki çığlıklarının İstanbul sahillerinden duyulduğu, yaz olmasına rağmen halkın dayanamayarak pencerelerini kapattıkları söylenir.
Hayvanlar için hastaneler açan, beslenme odakları oluşturan Osmanlı’nın, işlediği bu suç yüzünden, köpeklerin ahını aldığı için sonunun geldiği rivayet edilir.

TÜRKİYE Cumhuriyeti’ne Gelince;

2004 yılında kabul edilen 5199 sayılı Hayvanları Koruma Yasası çıkarılana kadar, sokak hayvanları belediyeler tarafından halkın gözleri önünde zehirlenerek, türleri tüketilmeye çalışılmıştır. Belediyelerin bir çoğu yasa çıktıktan sonra da, vicdansız uygulamalarını açık/gizli sürdürmeye devam etmiştir. Yasa, bir çok konuda açılım getirmesine rağmen, maalesef yaptırım gücü olmadığı için, hayvanları korumakla yükümlü olan kurumların görevlerini gerektiği gibi yapmasını sağlayamamıştır.

ÇÖZÜM İÇİN YAPILMASI GEREKENLER ! 

5199 SAYILI YASANIN UYGULAMA YÖNETMELİĞİ’NE UYULMASI SAĞLANMALIDIR!
1)  Öncelikle; uygulamaya yönelik eksiklikler giderilmeli, görevlendirilen kurumların görevlerini yapma keyfiyeti ortadan kaldırmalıdır.
2)   Kısırlaştırılmış hayvanlar için Beslenme Odakları oluşturulmalı, gönüllülerle işbirliği yapılarak düzenli beslenme ve bakımları sağlanmalıdır.


3)  Sahiplendirmeye önem verilmeli, hayvanlarını terk edenler, üretenler hakkında cezai işlemler uygulanmalıdır. 


4)  Nüfus kontrolü mutlaka yapılmalıdır; Üretim Çiftlikleri, ithalat kontrol atına alınmalı, kayıt dışı hayvan bulundurmaya ağır cezai yaptırımlar getirilmelidir. Sahipli/Sahipsiz her hayvan kayıt altına alınmalı, köylerden, il ve ilçelerden yapılan kayıt işlemleri, merkezi bilgisayar sistemi üzerinden izlenebilmelidir. İşlemler nüfus kaydı gibi yapılmalıdır.

5) Hayvanlara karşı suç işleyenlere ağır cezalar getirilmeli, Cezalar caydırıcı olmalıdır. Hapis Cezası paraya çevrilmemeli veya asla ertelenmemelidir.
a)   Köpek Dövüştürenler
b)   Hayvanlara Tecavüz edenler
c)   Hayvanlara şiddet uygulayanlar
Sahiplendikleri hayvanlarına kötü muamele eden veya terk edenlerin bir daha 
hayvan sahiplenmesi engellenmelidir. 

BÜYÜK HACİMLİ TOPLAMA MERKEZLERİ İSTEMİYORUZ!

Yüzden fazla köpeğin bir araya toplandığı Barınak tarzı yapılanmaların, köpeklerin gözlerden uzak, bakımsız koşullarda ölüme mahkum etmek anlamına geldiğini yaşadığımız tecrübelerle öğrenmiş bulunmaktayız. Sayı arttıkça, hayvanların kontrolü ve bakımı da güçleşmektedir. Bu nedenle; Her belediyenin küçük çaplı acil müdahale için Rehabilitasyon Merkezleri olmalıdır.
Bu küçük çaplı merkezlerde; Yavru bakım ve anneli bakım üniteleri olmalı, Sahiplendirme Üniteleri ile sahiplendirme özendirilmelidir. 

DÜZCE HAYVAN HASTANESİ
Öncelikle Düzce’de yapılacak Hayvan Hastanesinin tam kapasiteli ve tüm bölgeye hizmet verebilecek özellikte olmasını önemsiyoruz. Hayvan Hastanesi için çalışmalara başlamadan önce İl Hayvan Koruma Kurulu katılımcılarından oluşan bir MÜTEVELLİ HEYETİ oluşturulması; bu konuda “ Hayvanseverler ile işbirliği içinde olacağız” sözünün somut ifadesi olacaktır.
Düzce Hayvan Yaşam Alanı için belediyelerin beklentisi, bölgelerinde ki tüm köpekleri toplayıp, orada ki ormanlık alana terk etmek hayalidir. Bu beklentilere bir an önce son verilmeli, Kurulacak Hastanenin çevresinde yer alacak ünitelerde; hasta, engelli ve bakıma muhtaç hayvanların ve saldırgan olanların dışında hiçbir hayvan barındırılmayacağı konusuna açıklık getirilmelidir.
Büyük merkezi toplama merkezleri asla olmamalı, küçük ölçekli, denetlenebilir rehabilitasyon merkezlerinde kısırlaştırma, tedavi işlemleri yapılabilmelidir.

Kurumlar düzenli olarak kısırlaştırma yaparlarsa, üretim ve ithalat kontrol altına alınırsa, bir süre sonra normal olarak sokaklarda sahipsiz hayvan kalmayacaktır.

SOKAKLARDA YAŞAYAN TÜM HAYVANLAR SAHİPLENDİRİLENE KADAR, HALKIMIZA VE GÖNÜLLÜLER DÜŞEN GÖREVLER NEDİR?

OKULLARDA HAYVAN SEVGİSİ EĞİTİMİ VERİLMELİ
Milli Eğitime Bağlı tüm okullarda; öğrencilere hayvan sevgisinin yanı sıra, hayvanlarla nasıl iletişim kurulabileceği öğretilmelidir. Fobisi olan insanlar için de psikolojik destekler verilmeli, hayvan davranışları üzerine doğru bilgilendirmeler yapılarak, tehlike arz eden durumların nasıl oluştuğu anlatılmalıdır. Tehlike arz edenlerin güvenli merkezlerde gözlem altında tutulduğu/ tutulacağı konusunda güvenceler sağlanmalı, tehlikesiz olanlarla insanların gönül rahatlığıyla iletişim kurmalarının önü açılmalıdır.
“SOKAĞINDA Kİ KEDİ VE KÖPEĞE SAHİP ÇIK” çalışmaları yapılmalıdır.

BESLENME ODAKLARI KURULMALI 
Sokağımızın ve mahallemizin sembolü olmuş hayvanlar dışında, aç kalan hayvanların yiyecek bulmak için dolaşmasını istemiyorsak, belli bölgelere beslenme odakları oluşturarak, sokak hayvanlarımızı oralarda beslemeliyiz. Kısırlaştırmalıyız ve hep birlikte sahip çıkmalıyız. Saldırgan olanları, iyi huylu olanlardan ayırmalı, güvenli yerlerde bakmalıyız. Sokaklarda yaşayan hayvanların ömürleri maalesef çok kısadır. Sahiplendirmelerin artması ve çoğalmalarının önüne geçilmesi durumunda sokak hayvanı olgusu istesek de kalmayacaktır. 
Bizim amacımız, hayvanların sokaklarda başıboş aç bilaç yaşamalarını teşvik etmek değil, sokaklara atılmasını engelleyecek uygulamaların hayata geçirilmesini sağlamaktır. Bu da DAHA BÜYÜK BARINAKLAR, TOPLAMA MERKEZLERİ KURARAK OLMAZ. Bu tarz uygulamaların kadınlara çocuk doğurtturup, yetimhaneleri doldurmaktan farkı yoktur! 

O yüzden son söz olarak diyoruz ki ;  "KISIRLAŞTIR, AŞILAT YERİNDE BIRAK YAŞAT"

Bize yakışan da budur. Yaradanın yarattıklarına merhamet etmek ve onları mağdur etmeden çözüm bulmak...

Sokak Hayvanlarının Sorununu Nasıl Çözeriz? (6)



Önceki yazılarımızda, sokak hayvanlarının ortaya çıkış nedenlerini; bu konuda 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ile görevlendirilen kurumların görevlerini ve neden yetersiz kaldıklarını anlatmaya çalıştık.
PEKİ, YA HALKIMIZ ?
Şehirleşme ile birlikte betonlaşma arttı ve müstakil, bahçeli evler yerini apartmanlara bıraktı. Yeşil alanlarda yaşamlarını sürdürebilen hayvanlar betonlaşma ile çok daha fazla göze batmaya başladı. Aslında 2004 yılında çıkarılan yasa tam bu konuda ki ihtiyaca yönelik uygulamalar içeriyordu. Eğer uygulanabilseydi, bugün sahipsiz hayvanların sorunlarını hala tartışıyor olmayacaktık.
İnsanın ilk evcileştirdiği hayvan olan köpek, yüzyıllar içerisinde geçirdiği evrim sonucu, insanlarla birlikte yaşamaya alışmış bir canlı türüdür. İnsanların bakımları olmadan yaşayamazlar. Evcil hayvanlar olarak değerlendirdiğimiz bu türler ( kedi ve köpekler); insanlar tarafından çoğaltılmış, ticari meta olarak kullanıldıktan sonra, yine insanlar tarafından sokaklara terk edilmişlerdir.  


Sokak Hayvanı olgusu, bizim ihmallerimiz sonucu ortaya çıkmıştır!
Hep söylüyoruz; Sokaklar çocuk doğurmaz, sokaklar hayvan doğurmaz. Onları terk eden sorumsuz sahipleri vardır. 
Bu durum sokağını hayvanlarla paylaşmak durumunda kalan insanların farklı tepkilerine neden olmuştur. ( Bakmak veya ret etmek gibi)
Mart 2014 yılında, Akçakoca’da 100 kişi üzerinde yaptığımız anket de; Halkın %57’sinin sokak köpeklerinden rahatsız olmadıklarını tespit etmiştik. Ayrıca, Çınar caddesinin en kalabalık olduğu saatlerde yaptığımız gözlemler sonucu;  insanların orada bulunan köpeklerin yanından tepki vermeden geçtiklerini görmek bize birlikte yaşamayı öğrenme konusunda umut vermişti.

SALDIRGAN OLAN KÖPEKLER KONTROL ALTINA ALINIRSA SORUN YOK.
Yaptığımız ankette; Saldırgan köpeklerin mutlaka toplanmasını isteyenlerin oranı %42 çıkmasına rağmen, hiç hayvan sevmeyenler bile, zehirlenmelerini, öldürülmelerini doğru bulmadıklarını ifade ettiler.   
SOKAK HAYVANLARI, ONLARI SEVENLER İÇİN SORUN OLUŞTURMUYOR.
Halkımız, Belediyenin sorumlu davranarak; “Çocuklarının okullarına güvenle gidip gelmeleri için saldırgan köpeklerin ve kızana gelen dişilerin sokaklardan alınmasını” istiyor.

Bu konuda çalışma yapan gönüllüler ise; “köpeklerin de karakterlerinin insanlar gibi farklı olduğunu, saldırgan olmayanlarla saldırgan olanların ayrı değerlendirilmesi gerektiğini” ileri sürmekte ve saldırgan olanların mutlaka o bölgeden alınması gerektiğini kabul etmektedirler. Kızana gelen dişinin alınarak kısırlaştırılması ve iyileşince alındığı bölgeye geri bırakılmasının doğru ve yasal bir yaklaşım olacağı konusunda mutabakat bile sağlandığı ileri sürülebilir.
Alınan köpeğin tekrar geri bırakılması hususu ise; O bölgede yaşamaya alışmış köpeğin, bölgesinde, kendi sokağında kalmasının sağlanması, bölgeye yabancı köpeklerin sızmasını önleyeceğinden önemlidir. Çünkü, köpeğin oradan alınması veya yok edilmesi, o bölgede ki köpek yaşamını kesinlikle yok etmez. Eskisi gider, yenisi gelir. Oysa, hazır kısırlaştırılmış, aşılı bir hayvan sokağınızın sakini olarak, çoluk çocuğunuzu tanıyıp, kollayacağından o bölgede yaşayanlar için güvenli bir dost, mahalle sakini olacaktır.
Burada ailelere çok önemli görevler düşüyor; Çocuklarınızın sokağınızın bekçisi ile arkadaş olmasına yardımcı olmak. 

FOTOĞRAF :Kahraman Karabaş
Anketin Tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.


Not: Çözüm önerilerimizi bir sonra ki yazımızla bitireceğim.

SOKAK HAYVALAININ SORUNLARINI NASIL ÇÖZERİZ (5)

Hayvan Sahipleri, Üreticiler, İthalatçılar, Petshoplar ve Satıcılar denetleniyor mu?

Hep söylüyoruz; Sokaklar çocuk doğurmaz, sokaklar hayvan doğurmaz. Onları terk eden sorumsuz sahipleri vardır. 


Türkiye’ye yıllardır kontrollü veya kontrolsüz olarak yurt dışından evcil hayvan sokulmaktadır. Bir dönem Golden köpekler moda oldu, dünyanın parasını verip, Golden cinsi köpek aldılar, bir süre sonra da  sıkılıp sokağa attılar. Sonra Sibirya Kurdu cinsi köpekler moda oldu, ortalık terk edilmiş Sibirya Kurdu köpeklerle doldu. Ülkemizde yeterince köpek yokmuş gibi dışarıdan modaya göre kedi, köpek getiren, üretim çiftlikleri kuran kişiler ne doğru dürüst denetlendi ne yasaklandı. Onlar ürettiler, sattılar, birileri aldılar, sıkıldılar attılar…



Foto: Bodrum’da yavru iken alınıp sonra terk edilen Golden köpekler

Bir süre sonra çok kıymetli cins diye bildiğimiz evcil hayvanları sokaklarımızda görmeye başladık. Güzelim parlaklıkları gitmiş, sokağımızın aç, uyuz, bakıma muhtaç canlıları olmaya başlamışlardı. Maalesef bu durum, Onlara acıyıp, bakmaya çalışanlar ile, onların varlığından rahatsız olanlar arasında gizli bir savaşı da başlatmış oldu.
Aslında bu savaş; kedi ve köpeklerden korkanlarla onlara acıyanlar arasındaymış gibi görünse de öyle değildi. Asıl rahatsız olanlar, kendi hükümranlık alanları sandıkları mekanlarda; kendilerine benzemeyen insan dahil, hiçbir canlıya tahammülü olmayanlardı. Kimbilir, belki de sokağa terk edilen bu canlılar, İnsansoyunun varlığının devamı konusunda karar verecek olan Yüce Yaradan’ın bize sunduğu imtihanlarından birisidir.
Bu konuyu bir sonra ki yazımızda daha detaylı anlatmaya çalışacağım.
Bu yazıda anlatmak istediğim; Evcil Hayvan üretimine izin vereceksiniz, ithalatı önlemeyeceksiniz, evcil hayvan sahipleri keyiflerine göre hayvanlarını doğurtacaklar, sahiplendiremeyince sokağa atacaklar, sonra da bizler insan olarak sokak köpeklerinden şikayet edeceğiz öyle mi?
Burada suçlu kim?
Yaşadıkları coğrafyadan koparılıp, getirilen, üretilen, terk edilen, sokağa atılan hayvanlar mı suçlu? 


Evcil hayvan ithalatına son verilmedikçe, Üretim çiftlikleri denetlenmedikçe bu kısır döngü devam edecek! Birileri üretecek, birileri de sokağa atacak ! Sonra yine birileri şikayet edecek, belediyeler sokaklardan toplayacak, yasadışı olarak ormana atacak ya da itlaf edecek. Sokak hayvanlarının sorunlarının bu şekilde çözülmesi mümkün olmadığı gibi, Bu kısır üretim döngüsü, vicdanlarımızı kanatan, insanlığımıza yakışmayan bir sorun olarak büyümeye devam edecek!
Bu nedenle; KAYIT DIŞI ÜRETİM DERHAL YASAKLANMALIDIR! Her doğum kayıt altına alınmalı, takip cipleri ile işaretlenmelidir. Her hayvanın sahiplendirme kaydı tutulmalıdır.
Sokak hayvanlarının sorununu çözmenin birinci yolu; ÜRETİMİ KONTROL ALTINA ALMAKTIR!


Foto: Ülkemize kaçak sokulan yeni mağdurlarımız Çin aslanlarını görüyorsunuz.
Not: Çözüm önerilerimize sonra ki yazımızda devam edeceğim.

9 Kasım 2017 Perşembe

SOKAK HAYVANLARININ SORUNUNU NASIL ÇÖZERİZ4


Belediye Sınırları dışında kalan yerler; Köyler, mezralar ne olacak?

5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve Kanunun uygulama yönetmeliği’nde sokak hayvanları için hizmet verecek kurum olarak belediyeler görevlendirilirken, belediye sınırları dışında kalan yerler için hangi kurumun hizmet vereceği, açık ve net olarak belirtilmemiştir.
Köylerden; özellikle yakın köylerden, doğum yaptıktan sonra, bazen sadece yavruları bazen de annesi ile beraber merkeze atılan köpekler belediyeler için en büyük sorun olmuştur. 

Köylüler baktıkları köpeklerin üremesini engellemedikleri için, köpek nüfusu çoğalmaya devam eder. Bu durumda köylülerin buldukları en kolay çözüm, bir erkek yavruyu alıkoyarak, diğerlerini annesi ile birlikte ormana veya uzak yerlere atmaktır.


Akçakoca’da; Özellikle, Salı Pazarının kurulduğu günlerde, yakın köylerden köpeklerin traktörlerin arkasına konularak merkeze terk edildiğine sıkça şahit oluyoruz.
Dohaycan Derneği Yönetimi’nin Akçakoca Kaymakamı Aykut Pekmez ve Mehmet Özer’e sunduğu dosyada önerdiği çözüm önerisini aynen paylaşıyorum: 
“AKÇAKOCA ŞEHİR MERKEZİNE KÖYLERDEN KÖPEK BIRAKILMASI,  KÖYLERDE  KISIRLAŞTIRMA ÇALIŞMALARININ YAPILMASI İLE ÖNLENEBİLİR.
Belediye Veterineri, Tarım İlçe Veterinerleri, gerekirse hizmet alımı da yaparak; köylerde kısırlaştırma çalışmalarını yürütmelidirler.
Yakın köylerden başlayarak, kısırlaştırma çalışmalarına başlanmadığı taktirde merkezde ( Akçakoca Geçici Barınağı’nda) yapılan çalışmalar sonuç vermemektedir.

TOPLANAN, KISIRLAŞTIRILAN KÖPEKLERİN YERİNE YENİ KÖPEKLER YERLEŞMEKTE, BU DURUM TAM BİR KISIR DÖNGÜ OLARAK DEVAM ETMEKTEDİR.
Köylerdeki köpek sayısını kontrol altına almadan, çevre ilçelerden yasak olmasına rağmen kamyonlarla köpek bırakılmasını önlemeden sokak hayvanları sorununu çözmek mümkün değildir. Bunun için ;
1-)Kaymakamlık ve Belediyenin işbirliği içinde çalışarak;  merkezde ve köylerde kısırlaştırma faaliyetlerini desteklemeleri,
2-)Düzce Valiliği aracılığıyla; Komşu Belediyelerle ve Mülki amirlerle görüşmeler yapılarak, köpek bırakılmasının önlenmesinin yanı sıra, kısırlaştırma faaliyetlerinin özendirilmesi gerekmektedir.
Biz Dohaycan derneği olarak; bu girişimlerde ve faaliyetlerde görev almaya hazırız.”
Peki, STK’ların, Akçakocalı hayvanseverlerin,  önerileri hayata geçirilebildi mi? Böyle bir işbirliği/çalışma gerçekleşti mi? HAYIR!
Sorumlu kurumların yetersizliğinden dolayı mağdur olan, her türlü şiddete maruz kalan köpeklerin, sokaklarda yaşamaya çalışmaktan başka suçları var mı? Bu konuda herkes üzerine düşeni yapsa; kurumlar yasada belirtildiği gibi, Kısırlaştırsa, aşılatsa, beslenme odakları oluşturup gönüllülerle birlikte bakımını üstlense, onların sorunlarının çözümüne katkı sunmuş olurlardı. 

Sahile atılmış çöpleri gördüğümüzde; önce onları atanlara, sonra da o çöpleri oradan almakla görevli olan belediyeye sitem ediyoruz, değil mi? Ama köpekler söz konusu olunca, o dilsiz canlıları ve onlara acıyıp bakmaya çalışanları suçlayan bir kesim var ve onlar insanlar tarafından mağdur edilen bu dilsiz canlıların yaşam hakkına tecavüz etmeye devam ediyorlar.
Oysa; Onlar sokaklarımızda ki çöp kutuları değil, nefes alıyorlar, can taşıyorlar. O yüzden onların sorunlarını çözmek, yeryüzüne Halife olarak gönderilen insana düşüyor.

       
Not: Sabrınıza sığınarak; çözüm önerilerimize sonra ki yazımızda devam edeceğim.

SOKAK HAYVANLARININ SORUNUNUNASIL ÇÖZERİZ3

5199 sayılı Hayvanları Koruma Yasası ve Uygulama Yönetmeliği, sahipli/sahipsiz hayvanların hangi şartlarda bakılabileceğini maddeler halinde belirtmesine rağmen, geçen 13 yıl zarfında neden başarısız kaldı? ( 2004-2017)

NELER YAPILMADI?
Önceki yazımızda, İl Hayvan Koruma Kurullarının Belediyelerce yeterince ciddiye alınmadığı konusunu açmıştık. Oysa, bu kanunun uygulanması ile ilgili en büyük sorumluluk ve “yük” belediyelerin üzerine atılmıştır.
        Yönetmelikte yer alan Belediyelerin alacağı tedbirleri şöyle bir özetleyecek olursak ;   (MADDE 7 )
(1) Belediyeler;
        “a) Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların toplatılması, kısırlaştırılması, aşılanması, gerekli tıbbî bakımlarının yapılması ve işaretlenmesi, alındığı ortama geri bırakılması, sahiplendirilenlerinin kayıt altına alınmasıyla,” görevlendirilmiştir. İlgili yönetmeliğin her maddesinde; Belediyelerin sahipsiz hayvanlara bakmakla yükümlü olduğu, kısırlaştırıp, tedavi ettikten sonra, hayvanı aldığı ortama geri bırakmak zorunda olduğu, şehrin belli yerlerine hayvanlar için beslenme odakları oluşturarak, yıllık aşılarını yaptırarak, sokak hayvanlarını halk sağlığı açısından tehlike olmaktan çıkarması gerektiği belirtilmiştir.
Yönetmelikte, Belediyelere ilanlarla hayvanları sahiplendirme çalışmaları yapmaları, bölgelerindeki hayvanları kayıt altına almaları, gönüllülerle işbirliği yapmaları açıkça yazılmıştır.

ÖZETLE; Yasa ve yürütme Belediyelere “ Kısırlaştırma yap, tedavi et, aşını yap, aldığın yere geri bırak ve onlar için beslenme odakları oluştur” demesine rağmen, belediyelerin %80’ i bu konuda hiçbirşey yapmamıştır! ( İlimizde 9 ilçe+ merkez olmak üzere 10 belediyeye karşılık 2 adet barınak bulunmakta)
Peki, denetim yetkisi olan İl Çevre ve Orman Müdürlüğü yasa ve yürütme ile görev tanımları yapıldığı halde, bu görevleri hiçe sayan belediyelere karşı yaptırım olarak bir şey yapabilmiş midir? Neden yapmıyorsun? Bölgende ki sahipsiz hayvanları ne yapıyorsun diye hesap sorabilmiş midir? Peki Valilik, kurul toplantısına davet edildikleri halde, kendileri toplantıya katılmadıkları gibi, başkan yardımcıları veya yetkili müdürlerini toplantıya göndermeyen Belediye Başkanlarına “neden icabet etmediklerini sormuş mudur?
Sokak Hayvanları için çözüm üretmeyen belediyelerin en kestirme yoldan zehirleme yaptığı, ya da köpekleri toplayıp kendi mücavir alanları dışına; ormanlara, başka ilçe sınırlarına atıldığı bilinmesine rağmen polis ile işbirliği yapılarak, suçüstü yapılabilmiş midir? 


Yasada ve yürütmede barınakların nasıl olması gerektiği ayrıntılı olarak belirtilmesine rağmen, derme çatma, sağlıksız barınak açan belediyelere zaman zaman ( genellikle şikayetler üzerine) para cezaları kesilse de, hiç açmayan belediyelere bu konuda hiç çalışma yapmadıkları için bırakın cezayı uyarı verilebilmiş midir?
Yasa ve yürütmenin verdiği görevler başka, uygulamalar başka. Hatta yasadışı olunca ve bu yasadışı uygulamaların önünü kesecek cezai yaptırımlar yeterli olmayınca, görev tanımı yazılı metin olarak kalıyor.  

Yığılca’nın çöplükde açtığı sözde barınağı




            
Not: Çözüm önerilerimize sonra ki yazımızda devam edeceğim.



5199 sayılı Hayvanları Koruma Yasası Uygulama Yönetmeliği
Belediyelerin alacağı tedbirler
             MADDE 7 – (1) Belediyeler;
             a) Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların toplatılması, kısırlaştırılması, aşılanması, gerekli tıbbî bakımlarının yapılması ve işaretlenmesi, alındığı ortama geri bırakılması, sahiplendirilenlerinin kayıt altına alınmasıyla,
             b) Geçici bakımevine gelen hayvanları öncelikle Ek-2 deki Sahipsiz Hayvan Kayıt Defterine kaydederek müşahede altına almakla, gerekli tedavilerin yapılmasını, kısırlaştırıp aşılanmasını ve işaretlenmesini müteakip alındığı ortama bırakmakla, geçici bakımevlerine gelen hayvanların sahiplenilmesi için yerel hayvan koruma görevlileri ve gönüllü kuruluşlar ile işbirliği yapmakla,
             c) Geçici bakımevinde bulunan tüm hayvanların sahiplendirilmesi için belediye ilân panoları ile belediyenin internet ortamı ve diğer tüm yayın organlarında duyuru yapılmasıyla,
             ç) Bölge ve mahallerindeki, özellikle köpekler ve kediler olmak üzere, sahipsiz hayvanların bakımları, aşılarının yapılması, işaretlenmesi ve kayıtlarının tutulmasının sağlanması, kısırlaştırılması, alındığı ortama geri bırakılması ve sahiplendirilmelerinin yapılması için hayvan geçici bakımevlerine gönderilmesi gibi yapılan tüm faaliyetlerde yerel hayvan koruma görevlileri ve gönüllü kuruluşlar ile belediye veteriner hekimlerinin koordinasyonunun sağlanmasıyla,
             d) Sahipsiz hayvanların beslenmesi amacıyla, bölgesinde bulunan lokanta, işyeri ve fabrikaların sahiplerinin uygun görmesi halinde işletmelerinde ve mutfaklarında oluşan hayvan beslemeye elverişli besin maddelerinin toplanmasıyla,
             e) Geçici bakımevlerinde kaldıkları süre içerisinde; kanunî istisnalar ile bulaşıcı, tedavi edilemez veya tedavi sonrası iyileşme ihtimali olmayan bir hastalığa sahip olduğuna, alındığı ortama bırakıldığında insan ve çevre sağlığını önlenemez derecede tehdit edeceğine geçici bakımevi veteriner hekimince karar verilerek rapor tutulan hayvanların en az acı veren ve en hızlı şekilde ölümünü sağlayan yöntemlerle öldürülmesiyle,
             f) Geçici bakımevlerinden kedi ve köpek almak isteyen kişi, kurum ve kuruluşlar için Ek-4 deki Sahipsiz Hayvan Edinme Formunu doldurmak, geçici bakımevi sorumlusu ya da sorumlu veteriner hekimin de onayı ile sorumlu veteriner hekimce düzenlenen sağlık karnesini vererek sahiplendirme yapılmasıyla,
             g) Geçici bakımevlerinde oluşan atık ve artıkların çevre ve toplum sağlığına zarar vermesinin önlenmesiyle,
             ğ) Geçici bakımevlerinde ticarî amaçla hayvan üretiminin engellenmesiyle,
             h) Ev ve süs hayvanı ile kontrollü hayvan ve geçici bakımevlerinde ölen hayvanların, belirlenecek yerlerdeki derin çukurlara gömülerek üzeri sıkıştırılmış toprak ile kapatılması veya yakma ünitesinde yakılmasıyla ve 16/5/1986 tarihli ve 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununa göre enfeksiyon geçirmiş ve zoonoz hastalıktan ölen hayvanların ise bünyesinde bulunan yakma fırınında yakılması veya usulüne uygun olarak kireç ile gömülmesiyle,
             ı) Ev ve süs hayvanları ve kontrollü hayvanların, Ek-1 deki Sahipli Hayvan Kayıt Defterine kayıtlarının yapılmasıyla,
             i) Ev ve süs hayvanını bulunduran hayvan sahiplerinin, ölümü ya da hayvanına bakamayacak şekilde hastalanması durumunda; hayvan sahiplerinin yakınları tarafından gerekçelerinin belediyeye bildirilmesi halinde, belediye görevlilerince hayvanları geçici bakımevlerine göndermek ya da sahiplendirmekle,
             j) Hayvan geçici bakımevinden ev ve süs hayvanı almak isteyen kişilere, Ek-4 deki Sahipsiz Hayvan Edinme Formu doldurtularak; hayvana ait bilgileri Ek-1 deki Sahipli Hayvan Kayıt Defterine kaydetmekle,
             k) Ev ve süs hayvanı satan işletme sahiplerine verilecek eğitimi organize etmekle,
             l) Yerel hayvan koruma görevlilerine verilecek eğitimi organize etmekle,
             m) Bu Yönetmeliğin 50 nci maddesi gereğince el konulan hayvanların sahiplendirmesini ya da kontrol altına alınmasını sağlamakla
             ilgili hususlarda gerekli tedbirleri alır.
             Geçici özel bakımevlerinin görev ve sorumlulukları
             MADDE 8 – (1) Geçici Özel bakımevleri;
             a) Geçici bakımevlerinin çalışması ile ilgili usul ve esaslara uymakla,
             b) Geçici bakımevlerinden kedi ve köpek almak isteyen kişi, kurum ve kuruluşlar için Ek-4 deki Sahipsiz Hayvan Edinme Formunu doldurarak geçici bakımevi sorumlusu ya da sorumlu veteriner hekimin de onayı ile veteriner hekimce düzenlenen sağlık karnesi vererek sahiplendirme yapmakla,
             c) Geçici bakımevinde oluşan atık ve artıkların çevre ve toplum sağlığına zarar vermesini önleyecek tedbirlerin alınmasını sağlamakla,
             ç) Geçici bakımevinde ticarî amaçla hayvan üretimini engellemekle,
             d) Bu Yönetmelikteki şartlara uymakla birlikte herhangi bir sebeple hayvan bakımevlerinin kapatılmak istenilmesi halinde, bir ay önceden il müdürlüğüne haber vermekle,
             e) Geçici bakımevinde hayvanların ölmesi durumunda ilgili belediye ile irtibata geçmekle,
             f) Geçici bakımevlerinde sorumlu veteriner hekimi ile yapılan sözleşmenin bir nüshası geçici bakımevi sahibi tarafından il müdürlüğüne gönderilmekle ve geçici bakımevinin sorumlu veteriner hekimsiz kalmaması için gerekli tüm tedbirleri almakla,
             g) Geçici bakımevleri, kapasitesi yüz hayvanı aşmayacak şekilde ise; veterinerlik hizmetlerini hizmet alımı şeklinde yapmakla
             görevli ve sorumludur.