22 Kasım 2017 Çarşamba

Sokak Hayvanlarının Sorununu Nasıl Çözeriz? (6)



Önceki yazılarımızda, sokak hayvanlarının ortaya çıkış nedenlerini; bu konuda 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ile görevlendirilen kurumların görevlerini ve neden yetersiz kaldıklarını anlatmaya çalıştık.
PEKİ, YA HALKIMIZ ?
Şehirleşme ile birlikte betonlaşma arttı ve müstakil, bahçeli evler yerini apartmanlara bıraktı. Yeşil alanlarda yaşamlarını sürdürebilen hayvanlar betonlaşma ile çok daha fazla göze batmaya başladı. Aslında 2004 yılında çıkarılan yasa tam bu konuda ki ihtiyaca yönelik uygulamalar içeriyordu. Eğer uygulanabilseydi, bugün sahipsiz hayvanların sorunlarını hala tartışıyor olmayacaktık.
İnsanın ilk evcileştirdiği hayvan olan köpek, yüzyıllar içerisinde geçirdiği evrim sonucu, insanlarla birlikte yaşamaya alışmış bir canlı türüdür. İnsanların bakımları olmadan yaşayamazlar. Evcil hayvanlar olarak değerlendirdiğimiz bu türler ( kedi ve köpekler); insanlar tarafından çoğaltılmış, ticari meta olarak kullanıldıktan sonra, yine insanlar tarafından sokaklara terk edilmişlerdir.  


Sokak Hayvanı olgusu, bizim ihmallerimiz sonucu ortaya çıkmıştır!
Hep söylüyoruz; Sokaklar çocuk doğurmaz, sokaklar hayvan doğurmaz. Onları terk eden sorumsuz sahipleri vardır. 
Bu durum sokağını hayvanlarla paylaşmak durumunda kalan insanların farklı tepkilerine neden olmuştur. ( Bakmak veya ret etmek gibi)
Mart 2014 yılında, Akçakoca’da 100 kişi üzerinde yaptığımız anket de; Halkın %57’sinin sokak köpeklerinden rahatsız olmadıklarını tespit etmiştik. Ayrıca, Çınar caddesinin en kalabalık olduğu saatlerde yaptığımız gözlemler sonucu;  insanların orada bulunan köpeklerin yanından tepki vermeden geçtiklerini görmek bize birlikte yaşamayı öğrenme konusunda umut vermişti.

SALDIRGAN OLAN KÖPEKLER KONTROL ALTINA ALINIRSA SORUN YOK.
Yaptığımız ankette; Saldırgan köpeklerin mutlaka toplanmasını isteyenlerin oranı %42 çıkmasına rağmen, hiç hayvan sevmeyenler bile, zehirlenmelerini, öldürülmelerini doğru bulmadıklarını ifade ettiler.   
SOKAK HAYVANLARI, ONLARI SEVENLER İÇİN SORUN OLUŞTURMUYOR.
Halkımız, Belediyenin sorumlu davranarak; “Çocuklarının okullarına güvenle gidip gelmeleri için saldırgan köpeklerin ve kızana gelen dişilerin sokaklardan alınmasını” istiyor.

Bu konuda çalışma yapan gönüllüler ise; “köpeklerin de karakterlerinin insanlar gibi farklı olduğunu, saldırgan olmayanlarla saldırgan olanların ayrı değerlendirilmesi gerektiğini” ileri sürmekte ve saldırgan olanların mutlaka o bölgeden alınması gerektiğini kabul etmektedirler. Kızana gelen dişinin alınarak kısırlaştırılması ve iyileşince alındığı bölgeye geri bırakılmasının doğru ve yasal bir yaklaşım olacağı konusunda mutabakat bile sağlandığı ileri sürülebilir.
Alınan köpeğin tekrar geri bırakılması hususu ise; O bölgede yaşamaya alışmış köpeğin, bölgesinde, kendi sokağında kalmasının sağlanması, bölgeye yabancı köpeklerin sızmasını önleyeceğinden önemlidir. Çünkü, köpeğin oradan alınması veya yok edilmesi, o bölgede ki köpek yaşamını kesinlikle yok etmez. Eskisi gider, yenisi gelir. Oysa, hazır kısırlaştırılmış, aşılı bir hayvan sokağınızın sakini olarak, çoluk çocuğunuzu tanıyıp, kollayacağından o bölgede yaşayanlar için güvenli bir dost, mahalle sakini olacaktır.
Burada ailelere çok önemli görevler düşüyor; Çocuklarınızın sokağınızın bekçisi ile arkadaş olmasına yardımcı olmak. 

FOTOĞRAF :Kahraman Karabaş
Anketin Tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.


Not: Çözüm önerilerimizi bir sonra ki yazımızla bitireceğim.

SOKAK HAYVANLARININ SORUNLARINI NASIL ÇÖZERİZ (5)

Hayvan Sahipleri, Üreticiler, İthalatçılar, Petshoplar ve Satıcılar denetleniyor mu?

Hep söylüyoruz; Sokaklar çocuk doğurmaz, sokaklar hayvan doğurmaz. Onları terk eden sorumsuz sahipleri vardır. 


Türkiye’ye yıllardır kontrollü veya kontrolsüz olarak yurt dışından evcil hayvan sokulmaktadır. Bir dönem Golden köpekler moda oldu, dünyanın parasını verip, Golden cinsi köpek aldılar, bir süre sonra da  sıkılıp sokağa attılar. Sonra Sibirya Kurdu cinsi köpekler moda oldu, ortalık terk edilmiş Sibirya Kurdu köpeklerle doldu. Ülkemizde yeterince köpek yokmuş gibi dışarıdan modaya göre kedi, köpek getiren, üretim çiftlikleri kuran kişiler ne doğru dürüst denetlendi ne yasaklandı. Onlar ürettiler, sattılar, birileri aldılar, sıkıldılar attılar…



Foto: Bodrum’da yavru iken alınıp sonra terk edilen Golden köpekler

Bir süre sonra çok kıymetli cins diye bildiğimiz evcil hayvanları sokaklarımızda görmeye başladık. Güzelim parlaklıkları gitmiş, sokağımızın aç, uyuz, bakıma muhtaç canlıları olmaya başlamışlardı. Maalesef bu durum, Onlara acıyıp, bakmaya çalışanlar ile, onların varlığından rahatsız olanlar arasında gizli bir savaşı da başlatmış oldu.
Aslında bu savaş; kedi ve köpeklerden korkanlarla onlara acıyanlar arasındaymış gibi görünse de öyle değildi. Asıl rahatsız olanlar, kendi hükümranlık alanları sandıkları mekanlarda; kendilerine benzemeyen insan dahil, hiçbir canlıya tahammülü olmayanlardı. Kimbilir, belki de sokağa terk edilen bu canlılar, İnsansoyunun varlığının devamı konusunda karar verecek olan Yüce Yaradan’ın bize sunduğu imtihanlarından birisidir.
Bu konuyu bir sonra ki yazımızda daha detaylı anlatmaya çalışacağım.
Bu yazıda anlatmak istediğim; Evcil Hayvan üretimine izin vereceksiniz, ithalatı önlemeyeceksiniz, evcil hayvan sahipleri keyiflerine göre hayvanlarını doğurtacaklar, sahiplendiremeyince sokağa atacaklar, sonra da bizler insan olarak sokak köpeklerinden şikayet edeceğiz öyle mi?
Burada suçlu kim?
Yaşadıkları coğrafyadan koparılıp, getirilen, üretilen, terk edilen, sokağa atılan hayvanlar mı suçlu? 


Evcil hayvan ithalatına son verilmedikçe, Üretim çiftlikleri denetlenmedikçe bu kısır döngü devam edecek! Birileri üretecek, birileri de sokağa atacak ! Sonra yine birileri şikayet edecek, belediyeler sokaklardan toplayacak, yasadışı olarak ormana atacak ya da itlaf edecek. Sokak hayvanlarının sorunlarının bu şekilde çözülmesi mümkün olmadığı gibi, Bu kısır üretim döngüsü, vicdanlarımızı kanatan, insanlığımıza yakışmayan bir sorun olarak büyümeye devam edecek!
Bu nedenle; KAYIT DIŞI ÜRETİM DERHAL YASAKLANMALIDIR! Her doğum kayıt altına alınmalı, takip cipleri ile işaretlenmelidir. Her hayvanın sahiplendirme kaydı tutulmalıdır.
Sokak hayvanlarının sorununu çözmenin birinci yolu; ÜRETİMİ KONTROL ALTINA ALMAKTIR!


Foto: Ülkemize kaçak sokulan yeni mağdurlarımız Çin aslanlarını görüyorsunuz.
Not: Çözüm önerilerimize sonra ki yazımızda devam edeceğim.

9 Kasım 2017 Perşembe

SOKAK HAYVANLARININ SORUNUNU NASIL ÇÖZERİZ4


Belediye Sınırları dışında kalan yerler; Köyler, mezralar ne olacak?

5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve Kanunun uygulama yönetmeliği’nde sokak hayvanları için hizmet verecek kurum olarak belediyeler görevlendirilirken, belediye sınırları dışında kalan yerler için hangi kurumun hizmet vereceği, açık ve net olarak belirtilmemiştir.
Köylerden; özellikle yakın köylerden, doğum yaptıktan sonra, bazen sadece yavruları bazen de annesi ile beraber merkeze atılan köpekler belediyeler için en büyük sorun olmuştur. 

Köylüler baktıkları köpeklerin üremesini engellemedikleri için, köpek nüfusu çoğalmaya devam eder. Bu durumda köylülerin buldukları en kolay çözüm, bir erkek yavruyu alıkoyarak, diğerlerini annesi ile birlikte ormana veya uzak yerlere atmaktır.


Akçakoca’da; Özellikle, Salı Pazarının kurulduğu günlerde, yakın köylerden köpeklerin traktörlerin arkasına konularak merkeze terk edildiğine sıkça şahit oluyoruz.
Dohaycan Derneği Yönetimi’nin Akçakoca Kaymakamı Aykut Pekmez ve Mehmet Özer’e sunduğu dosyada önerdiği çözüm önerisini aynen paylaşıyorum: 
“AKÇAKOCA ŞEHİR MERKEZİNE KÖYLERDEN KÖPEK BIRAKILMASI,  KÖYLERDE  KISIRLAŞTIRMA ÇALIŞMALARININ YAPILMASI İLE ÖNLENEBİLİR.
Belediye Veterineri, Tarım İlçe Veterinerleri, gerekirse hizmet alımı da yaparak; köylerde kısırlaştırma çalışmalarını yürütmelidirler.
Yakın köylerden başlayarak, kısırlaştırma çalışmalarına başlanmadığı taktirde merkezde ( Akçakoca Geçici Barınağı’nda) yapılan çalışmalar sonuç vermemektedir.

TOPLANAN, KISIRLAŞTIRILAN KÖPEKLERİN YERİNE YENİ KÖPEKLER YERLEŞMEKTE, BU DURUM TAM BİR KISIR DÖNGÜ OLARAK DEVAM ETMEKTEDİR.
Köylerdeki köpek sayısını kontrol altına almadan, çevre ilçelerden yasak olmasına rağmen kamyonlarla köpek bırakılmasını önlemeden sokak hayvanları sorununu çözmek mümkün değildir. Bunun için ;
1-)Kaymakamlık ve Belediyenin işbirliği içinde çalışarak;  merkezde ve köylerde kısırlaştırma faaliyetlerini desteklemeleri,
2-)Düzce Valiliği aracılığıyla; Komşu Belediyelerle ve Mülki amirlerle görüşmeler yapılarak, köpek bırakılmasının önlenmesinin yanı sıra, kısırlaştırma faaliyetlerinin özendirilmesi gerekmektedir.
Biz Dohaycan derneği olarak; bu girişimlerde ve faaliyetlerde görev almaya hazırız.”
Peki, STK’ların, Akçakocalı hayvanseverlerin,  önerileri hayata geçirilebildi mi? Böyle bir işbirliği/çalışma gerçekleşti mi? HAYIR!
Sorumlu kurumların yetersizliğinden dolayı mağdur olan, her türlü şiddete maruz kalan köpeklerin, sokaklarda yaşamaya çalışmaktan başka suçları var mı? Bu konuda herkes üzerine düşeni yapsa; kurumlar yasada belirtildiği gibi, Kısırlaştırsa, aşılatsa, beslenme odakları oluşturup gönüllülerle birlikte bakımını üstlense, onların sorunlarının çözümüne katkı sunmuş olurlardı. 

Sahile atılmış çöpleri gördüğümüzde; önce onları atanlara, sonra da o çöpleri oradan almakla görevli olan belediyeye sitem ediyoruz, değil mi? Ama köpekler söz konusu olunca, o dilsiz canlıları ve onlara acıyıp bakmaya çalışanları suçlayan bir kesim var ve onlar insanlar tarafından mağdur edilen bu dilsiz canlıların yaşam hakkına tecavüz etmeye devam ediyorlar.
Oysa; Onlar sokaklarımızda ki çöp kutuları değil, nefes alıyorlar, can taşıyorlar. O yüzden onların sorunlarını çözmek, yeryüzüne Halife olarak gönderilen insana düşüyor.

       
Not: Sabrınıza sığınarak; çözüm önerilerimize sonra ki yazımızda devam edeceğim.

SOKAK HAYVANLARININ SORUNUNU NASIL ÇÖZERİZ3

5199 sayılı Hayvanları Koruma Yasası ve Uygulama Yönetmeliği, sahipli/sahipsiz hayvanların hangi şartlarda bakılabileceğini maddeler halinde belirtmesine rağmen, geçen 13 yıl zarfında neden başarısız kaldı? ( 2004-2017)

NELER YAPILMADI?
Önceki yazımızda, İl Hayvan Koruma Kurullarının Belediyelerce yeterince ciddiye alınmadığı konusunu açmıştık. Oysa, bu kanunun uygulanması ile ilgili en büyük sorumluluk ve “yük” belediyelerin üzerine atılmıştır.
        Yönetmelikte yer alan Belediyelerin alacağı tedbirleri şöyle bir özetleyecek olursak ;   (MADDE 7 )
(1) Belediyeler;
        “a) Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların toplatılması, kısırlaştırılması, aşılanması, gerekli tıbbî bakımlarının yapılması ve işaretlenmesi, alındığı ortama geri bırakılması, sahiplendirilenlerinin kayıt altına alınmasıyla,” görevlendirilmiştir. İlgili yönetmeliğin her maddesinde; Belediyelerin sahipsiz hayvanlara bakmakla yükümlü olduğu, kısırlaştırıp, tedavi ettikten sonra, hayvanı aldığı ortama geri bırakmak zorunda olduğu, şehrin belli yerlerine hayvanlar için beslenme odakları oluşturarak, yıllık aşılarını yaptırarak, sokak hayvanlarını halk sağlığı açısından tehlike olmaktan çıkarması gerektiği belirtilmiştir.
Yönetmelikte, Belediyelere ilanlarla hayvanları sahiplendirme çalışmaları yapmaları, bölgelerindeki hayvanları kayıt altına almaları, gönüllülerle işbirliği yapmaları açıkça yazılmıştır.

ÖZETLE; Yasa ve yürütme Belediyelere “ Kısırlaştırma yap, tedavi et, aşını yap, aldığın yere geri bırak ve onlar için beslenme odakları oluştur” demesine rağmen, belediyelerin %80’ i bu konuda hiçbirşey yapmamıştır! ( İlimizde 9 ilçe+ merkez olmak üzere 10 belediyeye karşılık 2 adet barınak bulunmakta)
Peki, denetim yetkisi olan İl Çevre ve Orman Müdürlüğü yasa ve yürütme ile görev tanımları yapıldığı halde, bu görevleri hiçe sayan belediyelere karşı yaptırım olarak bir şey yapabilmiş midir? Neden yapmıyorsun? Bölgende ki sahipsiz hayvanları ne yapıyorsun diye hesap sorabilmiş midir? Peki Valilik, kurul toplantısına davet edildikleri halde, kendileri toplantıya katılmadıkları gibi, başkan yardımcıları veya yetkili müdürlerini toplantıya göndermeyen Belediye Başkanlarına “neden icabet etmediklerini sormuş mudur?
Sokak Hayvanları için çözüm üretmeyen belediyelerin en kestirme yoldan zehirleme yaptığı, ya da köpekleri toplayıp kendi mücavir alanları dışına; ormanlara, başka ilçe sınırlarına atıldığı bilinmesine rağmen polis ile işbirliği yapılarak, suçüstü yapılabilmiş midir? 


Yasada ve yürütmede barınakların nasıl olması gerektiği ayrıntılı olarak belirtilmesine rağmen, derme çatma, sağlıksız barınak açan belediyelere zaman zaman ( genellikle şikayetler üzerine) para cezaları kesilse de, hiç açmayan belediyelere bu konuda hiç çalışma yapmadıkları için bırakın cezayı uyarı verilebilmiş midir?
Yasa ve yürütmenin verdiği görevler başka, uygulamalar başka. Hatta yasadışı olunca ve bu yasadışı uygulamaların önünü kesecek cezai yaptırımlar yeterli olmayınca, görev tanımı yazılı metin olarak kalıyor.  

Yığılca’nın çöplükde açtığı sözde barınağı




            
Not: Çözüm önerilerimize sonra ki yazımızda devam edeceğim.



5199 sayılı Hayvanları Koruma Yasası Uygulama Yönetmeliği
Belediyelerin alacağı tedbirler
             MADDE 7 – (1) Belediyeler;
             a) Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların toplatılması, kısırlaştırılması, aşılanması, gerekli tıbbî bakımlarının yapılması ve işaretlenmesi, alındığı ortama geri bırakılması, sahiplendirilenlerinin kayıt altına alınmasıyla,
             b) Geçici bakımevine gelen hayvanları öncelikle Ek-2 deki Sahipsiz Hayvan Kayıt Defterine kaydederek müşahede altına almakla, gerekli tedavilerin yapılmasını, kısırlaştırıp aşılanmasını ve işaretlenmesini müteakip alındığı ortama bırakmakla, geçici bakımevlerine gelen hayvanların sahiplenilmesi için yerel hayvan koruma görevlileri ve gönüllü kuruluşlar ile işbirliği yapmakla,
             c) Geçici bakımevinde bulunan tüm hayvanların sahiplendirilmesi için belediye ilân panoları ile belediyenin internet ortamı ve diğer tüm yayın organlarında duyuru yapılmasıyla,
             ç) Bölge ve mahallerindeki, özellikle köpekler ve kediler olmak üzere, sahipsiz hayvanların bakımları, aşılarının yapılması, işaretlenmesi ve kayıtlarının tutulmasının sağlanması, kısırlaştırılması, alındığı ortama geri bırakılması ve sahiplendirilmelerinin yapılması için hayvan geçici bakımevlerine gönderilmesi gibi yapılan tüm faaliyetlerde yerel hayvan koruma görevlileri ve gönüllü kuruluşlar ile belediye veteriner hekimlerinin koordinasyonunun sağlanmasıyla,
             d) Sahipsiz hayvanların beslenmesi amacıyla, bölgesinde bulunan lokanta, işyeri ve fabrikaların sahiplerinin uygun görmesi halinde işletmelerinde ve mutfaklarında oluşan hayvan beslemeye elverişli besin maddelerinin toplanmasıyla,
             e) Geçici bakımevlerinde kaldıkları süre içerisinde; kanunî istisnalar ile bulaşıcı, tedavi edilemez veya tedavi sonrası iyileşme ihtimali olmayan bir hastalığa sahip olduğuna, alındığı ortama bırakıldığında insan ve çevre sağlığını önlenemez derecede tehdit edeceğine geçici bakımevi veteriner hekimince karar verilerek rapor tutulan hayvanların en az acı veren ve en hızlı şekilde ölümünü sağlayan yöntemlerle öldürülmesiyle,
             f) Geçici bakımevlerinden kedi ve köpek almak isteyen kişi, kurum ve kuruluşlar için Ek-4 deki Sahipsiz Hayvan Edinme Formunu doldurmak, geçici bakımevi sorumlusu ya da sorumlu veteriner hekimin de onayı ile sorumlu veteriner hekimce düzenlenen sağlık karnesini vererek sahiplendirme yapılmasıyla,
             g) Geçici bakımevlerinde oluşan atık ve artıkların çevre ve toplum sağlığına zarar vermesinin önlenmesiyle,
             ğ) Geçici bakımevlerinde ticarî amaçla hayvan üretiminin engellenmesiyle,
             h) Ev ve süs hayvanı ile kontrollü hayvan ve geçici bakımevlerinde ölen hayvanların, belirlenecek yerlerdeki derin çukurlara gömülerek üzeri sıkıştırılmış toprak ile kapatılması veya yakma ünitesinde yakılmasıyla ve 16/5/1986 tarihli ve 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununa göre enfeksiyon geçirmiş ve zoonoz hastalıktan ölen hayvanların ise bünyesinde bulunan yakma fırınında yakılması veya usulüne uygun olarak kireç ile gömülmesiyle,
             ı) Ev ve süs hayvanları ve kontrollü hayvanların, Ek-1 deki Sahipli Hayvan Kayıt Defterine kayıtlarının yapılmasıyla,
             i) Ev ve süs hayvanını bulunduran hayvan sahiplerinin, ölümü ya da hayvanına bakamayacak şekilde hastalanması durumunda; hayvan sahiplerinin yakınları tarafından gerekçelerinin belediyeye bildirilmesi halinde, belediye görevlilerince hayvanları geçici bakımevlerine göndermek ya da sahiplendirmekle,
             j) Hayvan geçici bakımevinden ev ve süs hayvanı almak isteyen kişilere, Ek-4 deki Sahipsiz Hayvan Edinme Formu doldurtularak; hayvana ait bilgileri Ek-1 deki Sahipli Hayvan Kayıt Defterine kaydetmekle,
             k) Ev ve süs hayvanı satan işletme sahiplerine verilecek eğitimi organize etmekle,
             l) Yerel hayvan koruma görevlilerine verilecek eğitimi organize etmekle,
             m) Bu Yönetmeliğin 50 nci maddesi gereğince el konulan hayvanların sahiplendirmesini ya da kontrol altına alınmasını sağlamakla
             ilgili hususlarda gerekli tedbirleri alır.
             Geçici özel bakımevlerinin görev ve sorumlulukları
             MADDE 8 – (1) Geçici Özel bakımevleri;
             a) Geçici bakımevlerinin çalışması ile ilgili usul ve esaslara uymakla,
             b) Geçici bakımevlerinden kedi ve köpek almak isteyen kişi, kurum ve kuruluşlar için Ek-4 deki Sahipsiz Hayvan Edinme Formunu doldurarak geçici bakımevi sorumlusu ya da sorumlu veteriner hekimin de onayı ile veteriner hekimce düzenlenen sağlık karnesi vererek sahiplendirme yapmakla,
             c) Geçici bakımevinde oluşan atık ve artıkların çevre ve toplum sağlığına zarar vermesini önleyecek tedbirlerin alınmasını sağlamakla,
             ç) Geçici bakımevinde ticarî amaçla hayvan üretimini engellemekle,
             d) Bu Yönetmelikteki şartlara uymakla birlikte herhangi bir sebeple hayvan bakımevlerinin kapatılmak istenilmesi halinde, bir ay önceden il müdürlüğüne haber vermekle,
             e) Geçici bakımevinde hayvanların ölmesi durumunda ilgili belediye ile irtibata geçmekle,
             f) Geçici bakımevlerinde sorumlu veteriner hekimi ile yapılan sözleşmenin bir nüshası geçici bakımevi sahibi tarafından il müdürlüğüne gönderilmekle ve geçici bakımevinin sorumlu veteriner hekimsiz kalmaması için gerekli tüm tedbirleri almakla,
             g) Geçici bakımevleri, kapasitesi yüz hayvanı aşmayacak şekilde ise; veterinerlik hizmetlerini hizmet alımı şeklinde yapmakla
             görevli ve sorumludur.
            

SOKAK HAYVANLARININ SORUNUNU NASIL ÇÖZERİZ 2



Sokak Hayvanlarının Sorununu Nasıl Çözeriz? (2)
Önceki yazımızda 2004 yılında çıkarılan “5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu” ile Belediyelere sokak hayvanlarına sahip çıkma görevi” verildiğinden bahsetmiştik. Bu yazımızda kendilerine görev verilen kurumların sorumluluklarını açmaya çalışalım:
5199 sayılı Kanun T.B.M.M’sinde kabul edildikten sonra, aynı yıl (2004) Kanunun nasıl uygulanacağına dair Çevre ve Orman Bakanlığı “Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği”çıkararak, bu konuda çalışma yapacakların görevlerini, sorumluluk alanlarını ve nasıl yapacakları belirlemiştir. İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, Belediyeler, İl Hayvan Koruma Kurulu, Geçici Özel Bakımevleri, Sorumlu Veteriner Hekim, Hayvan Sahipleri ile Yerel Hayvan Koruma Görevlilerinin Yetki ve Sorumluluklarını maddeler halinde açıklamıştır. (12.05.2006 tarih ve 26166 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Ayrıntılarını bu adresten okuyabilirsiniz. http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2006/05/20060512-7.htm)
5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve Uygulanmasına dair yayınlanan yönetmelikte; sahipli veya sahipsiz hayvanların hangi şartlarda, nasıl bakılacağına dair ayrıntılı bilgileri bulabilirsiniz.
NEYİ EKSİK BIRAKTIK?


Uygulama Yönetmeliğinin görev tanımında; İl Çevre ve Orman Müdürlüğü      
ğ) Bu Yönetmeliğin uygulanmasını sağlamak için gerekli denetimleri yapmakla ve denetim sonucunda bu Yönetmelik hükümlerine aykırı davrananlara 5199 sayılı Kanunun ilgili maddesinde geçen hükümleri uygulamakla, yükümlüdür. Diye belirtilmesine rağmen, İl Müdürlükleri kanunda ve uygulama yönetmeliğinde geçen sorumluluklarını yerine getirmeyen kişi ve kurumlardan kaçına ceza kesebilmiştir? Görevini yapamadıysa, eksik bıraktıysa bunun nedeni nedir?
Yönetmelikte İl Hayvan Koruma Kurulu’nda kimlerin hangi sıfatlarla yer alacağı belirtilmiş olmasına rağmen; kurul toplantıları, Belediye Başkanlarınca ne kadar ciddiye alınmıştır?!
          “MADDE 35 – (1) İl hayvan koruma kurulu, her ilde valinin başkanlığında;
         a) Büyükşehir belediyesi olan illerde, büyükşehir belediye başkanları,
         b) Büyükşehire bağlı ilçe belediye başkanları,
         c) Büyükşehir olmayan illerde belediye başkanları,
         ç) İl çevre ve orman müdürü, d) İl tarım müdürü, e) İl sağlık müdürü,
         f) İl milli eğitim müdürü, g) İl müftüsü,
         ğ) Büyükşehir belediyesi olan illerde büyükşehir belediyesi veteriner işleri müdürü,
         h) Büyükşehir olmayan illerde ise il belediye veteriner işleri müdürü,
         ı) Veteriner fakülteleri olan yerlerde, fakülte temsilcisi,
         i) Münhasıran hayvanları koruma ile ilgili faaliyet gösteren gönüllü kuruluşlardan valilik takdiri ile seçilecek en çok iki temsilci,
         j) İl veya bölge veteriner hekimler odasından bir temsilciden” oluşur ve çağı üzerine yılda en az 4 defa toplanır.”
DÜZCE’DE BU NASIL İŞLİYOR?
81 İlin İl Hayvan Koruma Kurulları’nın çalışmaları, toplantıları bir yana, biz somut olarak şahit olduğumuz Düzce ilimizde;  3 yıldır katıldığımız toplantılarda, merkez başta olmak üzere  9 ilçe Belediye’sinden sadece bir kez  iki ilçe belediyesinden Başkan Yardımcılarının katılımına şahit olduk. ( Biri Akçakoca Belediyesi Başkan Yardımcısı Suat Madenci idi.)  Sokak Hayvanları ile ilgili çalışma yapmayan ama şikayetler söz konusu olunca yasadışı yollara başvuran belediyeler için, sokak hayvanlarının sorununun çözümü önem taşımıyor mu? Belediyeler, sokak hayvanlarının sorunlarıyla vatandaştan şikayet gelince mi ilgilenmelidir? 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Yasası ve uygulama yönetmeliğinde Belediyelerin ve diğer kurumların ihmallerinin karşılığı yok mudur?!!!
NEDEN? EKSİK OLAN NEDİR?!!!




Not: Çözüm önerilerimize sonra ki yazımızda devam edeceğim.

SOKAK HAYVANLARININ SORUNUNU NASIL ÇÖZERİZ 1


ÖNCELİKLİ SORUN OLARAK GÖRDÜĞÜMÜZ ŞEY NEDİR? 
Konuyu zamanımızın ve deneyimlerimizin izin verdiği ölçüde, okuyucunun sabrını taşırmadan anlatmaya çalışacağız. 

1) Sokak hayvanlarının sorunları: Mağdurlar, şiddete uğruyorlar, kazalara açıklar, açlar.. 
2) Onları sorun olarak olarak görenler; 
a) Mağduriyetlerinden etkilenenler ( ki bunlara vicdanlı insan evladı diyoruz )
b) Varlıklarından rahatsız olanlar ( bunlarsa üçe ayrılıyor: 1-nefret edip zarar veren piskopatlar, 2- herşeyden rahatsız problemli bencil insanlar 3- gerçekten fobisi olan, korkusunu yenemeyen insanlar ki bunlarla ilgili çok güzel projelerimiz var. Onları seviyoruz ve korkularını yenmelerine yardımcı olmak istiyoruz.) 
 
Sokaklarda yaşamak zorunda kalan hayvanlar ülke genelinde çözemediğimiz, insani olarak vicdanımızı kanatan bir sorun. Nasıl ki sokakların çocukları olmazsa, sokakların evcil hayvanları da olmaz. Onlar, insanlar tarafından üretilen, terk edilen canlılar. Ve biz insan olarak, onların sorunlarını çözmek ve bir arada yaşamanın formüllerini bulmak zorundayız. 

Özellikle kedi ve köpeklerin yaşam alanları azaldıkça, binalar, otoyollar çoğaldıkça beslenme sorunlarından, kışın barınma sorunlarına kadar yaşadıkları mağduriyetler yetmezmiş gibi, her türlü şiddette maruz kalmaktadırlar.
2004 yılında çıkarılan “5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu” Belediyelere sokak hayvanlarına sahip çıkma görevi vermiştir. Fakat yasanın yürütülmesi için çıkarılan uygulama yönetmeliklerinde; görevini yapmayan belediyelere herhangi bir yaptırım getirilmediği için, belediyelerin çoğu iyileştirme amaçlı çalışma yapmak yerine, yasadışı olarak zehirlemeyi, sağlıksız koşullarda yapılan barınaklarda ölüme terk etmeyi veya yaşam alanları dışına atmayı tercih etmiştir. 


Bazı Belediyelerin yasadışı ve vicdansızca uyguladığı yöntemler sokaklarda ki kedi, köpek sayısını azaltmak yerine daha da çoğaltmıştır. Her canlının türünü devam ettirmek kaygısını sokak hayvanları da taşıdığı için, yılda bir kere doğum yapan hayvanlar yılda iki hatta üç kez doğum yapmaya başlamıştır. Yani yapılan uygulamalar, sorunu azaltmak yerine, vicdanlarımızı kanatarak sorunları çoğaltmış, çözmemiştir.

SOKAK HAYVANLARI İÇİN YAPILAN BARINAKLAR ÖLÜM KAMPI OLMUŞTUR


Geçtiğimiz on yıl içinde, Türkiye’nin bir çok il ve ilçesinde sokak hayvanları için barınaklar yapılmaya başlandı. Hayvan hakları savunucuları bu barınakların yapılmasına önceleri sevinirken, belediyeler tarafından yapılan barınakların çoğunun amacının; köpekleri sokaklardan toplayıp, kapatmak, açlığa ve ölüme terk etmek olduğunu gördükçe, barınaklara karşı çıkmaya başladılar. Hayvanların kışın soğukta, yazın sıcakta aç bilaç barındırıldıkları, hatta bazen gizlice itlaf edildikleri görüntüler yansıdı basına. Bunun üzerine suç işleyen belediyeler, gönüllüleri barınaklara almamaya başladılar. Sonra olmadı; iyi polis, kötü polis taktiği izleyerek; kısıtlı ziyaret saatleri koydular ve gönüllülerin giremediği saatlerde hayvanları katlettiler. ( En son Yalova Belediyesine ait görüntüler yansıdı basına) 


DÜZCE’YE HAYVAN HASTANESİ VEYA REHABİLİTASYON MERKEZİ YAPIMI

Düzce, sokak hayvanlarının mağdur olduğu illerimizden. İl merkezinde ve sadece Akçakoca ilçesinde olmak üzere 2 adet barınak bulunmaktadır. Veteriner sayısı yetersizdir ve kısırlaştırma oranı hayvan popülasyonunun çok altındadır. Diğer belediyelerde ise hiç yoktur ve yasadışı itlaf veya kendi bölgeleri dışına atma bilgileri, söylentileri dolaşmaktadır.
Yaşadığımız, tanık olduğumuz deneyimler bize göstermiştir ki, barınaklar sokaklarımızda yaşayan hayvanlar için sağlıklı bir çözüm değildir. Bu nedenle; Bakanımız Faruk Özlü’nün Düzce’nin sokak hayvanları için başlatmış olduğu girişimi çok değerli buluyoruz. Kendisinin “bu konuda hayvanseverlerle işbirliği içinde olacağız” sözüne de inanıyoruz. “Söz namustur” diyerek büyüyen bir kuşağın çocukları olsak da yeni Dünyada “ söz uçar, yazı kalır” diye bir deyişi de öğrenmiş bulunuyoruz. Tüm Ülke genelinde hayvan hakları savunucuları ve belediyeler arasında yaşanan en önemli sorunu çözmenin yolu, her işte olduğu gibi karşılıklı yazılı taahhütnamelerin verilmesidir.
Sayın Bakanımız Özlü’den dileğimiz; Düzce’de sokak hayvanları için yapılacak merkezin çalışmaları başlamadan önce MÜTEVELLİ HEYETİ oluşturulmasıdır. Nasıl ki OSB yapımına başlanmadan önce Mütevelli Heyet oluşturulmuşsa, hayvanlar için yaşam alanı yapılmadan da böyle bir heyet oluşturulmalıdır. Heyetin içinde, İl Hayvan Hakları Kurulu katılımcıları da yer almalıdır. Çünkü böylesine önemli bir girişimin öncesinde ve sonrasında hayvanseverler olmazsa beş yıldızlı Rehabiltasyon Merkezi ya da Hastane yapsanız bile, arka bahçesinde yapılması muhtemel itlafların veya dedikoduların önüne geçemezsiniz.
 Not: Çözüm önerilerimize sonra ki yazımızda devam edeceğim.