3 Ekim 2019 Perşembe

AKÇAKOCA TERCİHİNİ YAP!

TERCİHİNİZİ BUGÜN YAPIN ! 
YA BUNUNLA YAŞAMAYA ÇALIŞACAKSINIZ !
YA DA SAĞLIKLI YAŞAMI SÜRDÜRECEKSİNİZ !
Düzce Bisikletliler platformundan alınmıstır
AH DERE, CANIM DERE, O GÜZEL SUYUN NEREDE?
Gözü paradan başka birşey görmeyenler için dere, üretim yaparken maliyetleri ucuzlatmanın bir yolu. Benim ise çocukluğum...
Çuhallı’da doğup büyüyen bütün çocuklar gibi benim de çocukluğum Çuhallı Deresi’nde geçti. Yüzmeyi orada öğrendim. O derenin kenarında büyüdüm, kitaplarımı o derenin kenarındaki söğüt ağaçlarının altında okudum, gelecek hayallerimi orada kurdum. Ve 40 yıl önce o derenin suyunu kana kana içtim. Hasta falan da olmadım. Çocukluğumun en büyük macerası; çok yağmur yağdığı zaman derenin, dedemin binbir zahmetle yaptığı tahta köprüyü denize sürüklemesi ve bizim her seferinde dedemin peşine takılıp, iple çekerek köprüyü tekrar eski yerine koymamızdı. Dere taşardı dediğime bakmayın, köprü o kadar alçaktı ki, köprünün üzerinden ayaklarımızı suya sokardık. Yani öyle ortalığı sel falan götürmezdi,  Dere, sadece kendi mecrasında dolu dolu muhteşem akardı...
Fakat yirmi yıl kadar önce, beni arayarak evimizi su bastığını, annemi pencereden güç bela çıkardıklarını söylediklerinde, alçak tahta köprüyü sürüklemekten başka gücü olmayan derenin nasıl olup da evimize kadar geldiğini anlayamamıştım. Çünkü dere evimize kadar gelmezdi. Dedem sağlığında derenin jandarması gibi dereyi beklerdi... Dereden ne bir taş aldırır, ne de moloz döktürürdü. Dereye ve çevresine gözü gibi bakardı...

Eski Türkiye.net den alınmıştır.
NE OLMUŞTU DA, EVİMİZİ SU BASMIŞTI?
Akçakoca’ya yapılacak 3. Beton santralinin Çuhallı deresinin yukarısına yapılacağını duyduğumda; “Yaşanan bunca felaketten sonra, nasıl bu kadar duyarsız ve düşüncesizce bir yatırım yapılabilir?” diye sorduğumda; bana “ Orada 30 yıl önce yapılmış beton santrali var, ona neden karşı çıkmadınız?” gibi haklı bir soru sorulduğunda; Yaklaşık yirmi yıl kadar önce oluşan selin ve daha sonra yaşanan Çuhallı’nın sular altında kalma nedeninin Çuhallı deresi üzerinde yapılan yatırımlar olabileceğini aklıma getirdi. 30 yıl önce Akçakoca Halkı ( o günlerde burada olmasam da kendimi de dahil ederek) hep birlikte kış uykusuna yatmışız. Deredeki balıkların azalmasının, denizlerin kirlenmesinin en önemli nedenlerinden birini fark edemeden yaşamışız. Ve sadece şikayet etmişiz.
DAHA ÖNCE YAPILAN YANLIŞLAR BUGÜNE EMSAL OLAMAZ !
Yok, daha ucuz beton gelecekmiş de, yok asfalt yol yapacakmışlar da, iş imkanı yaratacaklarmış da.... Palavra, palavra, palavra.... Bu işten bu yatırımı yapanlar da dahil hiç kimsenin gerçek anlamda kazanması mümkün değildir! Yatırım yapanlar, Akçakoca’da yapılacak hastahane inşaatında “yatırım maliyetini çıkarırız” diye düşünebilirler. Fakat yaptıkları bu yatırımdan, suyu kirlenmiş bir dere, nasıl asfalt yaparlarsa yapsınlar beton mikserlerinin altında tahrip olmuş yollar bırakacaklar!
VE ALDIKLARI AHLARLA SOYLARINI KURUTACAKLAR!
Ve en vahimi de Üniversite yerleşkesinin olduğu, Üniversite yolundan geçen beton mikserlerinin, harfiyat kamyonlarının sayısı arttıkça kazaların artması da kaçınılmaz olacaktır!
Yoğun yağış olduğunda; Temmuz ayında, Değirmenağzı’nda yaşanan felaketin Çuhallı’da yaşanması kaçınılmaz olacaktır. Can ve mal kayıpları olduktan sonra istediğiniz kadar dövünün iş işten geçmiş olacak.
Çok şükür ki, Akçakoca 30 yıl öncesi gibi değil, insanlar olanların ve olacakların farkında. Akçakoca’nın önde gelen Sivil toplum kuruluşlarının beton santrali yapımının durdurulması için harekete geçmesini bu yüzden çok önemli buluyorum.

HEY BETONCU ! Bazı basın mensuplarının yazdığı gibi bizi 30 kişi sanma! ( Ki iş günü olmasına rağmen en az 50 kişi idik!) Biz HAKLIYIZ ve arkamızda ÇUHALLI başta olmak üzere bütün AKÇAKOCA var.  Kimse sizin anlattığınız masalları yemiyor; Beton santrali ile Akçakoca’ya iş sahası açılacakmış da... KİMSE SİZE BETON SANTRALİ YAPMA DEMİYOR, MADEM BİNALAR, APARTMANLAR YAPILACAK, İSTESEK DE İSTEMESEK DE BU “MUSİBETE” İHTİYACIMIZ VAR. O YÜZDEN MECBUREN YAPILACAK.
BİZ GİT SANTRALİNİ DEREDEN UZAĞA YAP, Beton mikserlerini deremizin suyunda yıkayıp deremizi kirletme, DEREMİZİ MOLOZLA DOLDURUP HER YAĞMUR YAĞDIĞINDA FELAKET OLACAKMIŞ GİBİ BİZİ SOKAKLARA DÖKME!  Diyoruz.
O yolda Üniversiteye giden gençler bisiklet sürsün, yürüyüş yolu olsun diye yıllardır yazıyoruz, anlatıyoruz, NE DEĞİŞTI? Turistler tarafından ziyaret edilen Fakıllı Mağarası’da orada. O BÖLGENİN VE BÖLGE HALKININ TURİZME HAZIRLANMASI LAZIM ! BETON MİKSERLERİN GÜRÜLTÜYLE KİRLETTİĞİ, TEHLİKELİ YOLLARA DEĞİL.
İŞ Mİ İSTİYORSUNUZ?  
O BÖLGEDE TURİZMİ KALKINDIRIN, ÜNİVERSİTEYİ CAZİP HALE GETİRİN, DAHA ÇOK İNSAN İŞ VE EKMEK SAHİBİ OLACAKTIR, ÜSTELİK ÇEVREYİ KİRLETMEDEN!

14 Eylül 2019 Cumartesi

Kızınızı Kara Prense Verir misiniz?

SEVGİLİ BAŞKAN, KIZINIZI KARA PRENSE VERİR MİSİNİZ?
Binbir gece masallarında; şöhreti sınırları aşmış, Kara bir Prens’in evlendiği kadınları nasıl yok ettiğini anlatan bir bölüm vardır; Bu Kara Prensin 40 odalı bir şatosu vardır. Kara Prens, evlenip şatosuna götürdüğü kadınlara “bir oda dışında bütün odalara girebileceklerini, ama 40. Odaya asla girmemelerini tembihlediği halde, kadınlar meraklarına yenilerek kapıyı açarlar ve bedelini hayatlarıyla öderler.
Büyük masraflar yapılarak inşa edilen Kurtsuyu Hayvan Bakım Merkezinin başına bir “KARA PRENS”in  getirildiğini üzülerek öğrenmiş bulunuyoruz. Kurtsuyu Rehabilitasyon Merkezi yapılırken, tüm Düzce il ve ilçelerine hizmet verilecek şekilde tasarlandığı ve öyle lanse edildiği halde, İl Özel İdaresi tarafından apar topar Düzce Belediyesine devredilince Düzce Barınağı’nda sorumlu olan kişi Kurtsuyunun başına getirildi. 
Akçakoca’nın mevcut barınağının yerine çok daha iyi bir bakımevi beklerken, Düzce Belediyesi ile anlaşmaların yapıldığı söylentileri artınca, ön yargıları bırakıp bakımevini yerinde görmek için gittik. 
Bakımevine girerken, tertemiz bahçesinde keyifle kahvelerini içen “çalışanları” görünce, bizim barınaktaki çocukların durumunu hatırlayıp, içim cız etti. “ Elemanların şöyle bir oturup bir çay içecek yerleri olmasından vazgeçtim, doğru düzgün tuvaletleri bile yok” diye düşündüm. Pencereden içeri baktığımda Büyük ekran televizyonu da görünce “ Oooooo dedim, burası çiftlik” diye aklımdan geçse de, gece bekçisi bütün gece ne yapacak? Olsun o kadarcık...” dedim içimden.
Sonra Barınak Sorumlusu önümüze geçti, bakimevini gezmeye basladık. Koridorun bir tarafı Kısırlaştırma, diğer tarafı acil  olarak ayrılmış, biraz ilerideki koridorda da ameliyat sonrası bakım yeri mevcut. Burada bir iki gün tutulan köpekler tamamen iyileşene kadar aşağıya götürülüyor ve iyileşince alındıkları yerlere geri gönderiliyor. Buraya kadar herşey normal. Ameliyathane, tedavi aşaması tüm eksiklerine rağmen olması gerektiği gibi. 
Diğer binaya geçiyoruz. Burada küpelenmiş, kısırlaştırılmış geri bırakılmayı bekleyen köpekler var. Boylarına, cinslerine göre tasnif edilmiş. Gördüğümüz küçük ayrıntıları ve olması gerekenleri de anlatıyoruz. Pek kulak asmadıkarını fark etsek de. 
Sonra aşağıya doğru devam ediyoruz. Aşağıdaki binanın dış tarafında yavru köpekleri görüyoruz. Yavru köpeklerin barınaklardaki bakımı bizim kanayan yaramız. Onların hijyen durumları, korunması, yeni gelenlerin eskilerle hemen karıştırılmaması çok önemli. Adımlarımızı o tarafa doğru yöneltirken;
KARA PRENS “ hayır ! “ diyor. “ O tarafa GEÇEMEZSİNİZ !”  Biz buraya her yeri görmeye ve fikir sahibi olmaya geldik. “NEDEN YASAK” diye itiraz ediyoruz. “YASAK” diyor Kara prens, sertçe kolumuzdan yakalayıp bizi geriye doğru çekiyor. 
YAVRULARI GÖREMİYORUZ. 
Evet sevgili Başkanımız, bugün hep endişe ile bahsettiğimiz durumu gözlerimizle gördük. Yüreğimizde kocaman isyan ve hayal kırıklığıyla döndük. Biliyoruz mali sıkıntılarımız var ama vitrinden ötesine geçilmesine izin verilmeyen, gönüllülerin sokulmadığı bir yere bizim baktığımız hayvanlarımızı yollayarak onların yok olmasına neden olacaksınız. 
Kara Prens  oranın başında oldukça, biz hayvanlarımızın yaşamından endişe duyacağız. Siz çocuğunuzu her an endişe duyacağınız bir kara prense teslim eder miydiniz? KARA PRENS oradaki görevinden alınmadan ve gönüllülere serbest zamanlarda serbest giriş kartı verilmeden SUBAŞINA KÖPEKLERİMİZİN GÖNDERİLMESİNE RAZI DEĞİLİZ.  
Ayrıca, orası 300 köpek kapasiteli olup, bugünden 150’ye yakın sayısı ile kapasitesinin yarısını doldurmuştur. Buradaki köpekleri göndererek şikayetleri önlemeniz mümkün değildir. Yok ederek, ormanlara atarak sorun çözülseydi biz hala bu sorunu

15 Şubat 2019 Cuma

DOHAYCAN DERNEĞİ OKULLARDA EMPATİYİ ANLATIYOR

Akçakoca'da faaliyet gösteren Dohaycan Derneğinin, her yıl okullarda düzenlediği farkındalık çalışmalarında bu yılın konusu olarak Empati konusu seçildi. 
Osmaniye İlkokulu 2. sınıf öğrencilerine Empati'nin ne olduğunu anlatmadan önce çocuklara kısa bir oyun oynatan Psikolog Dilek Aydoğan Direk; çocukları Kuzu, kurt ve avcı olarak guruplara ayırarak, birbirlerini yakalamalarını istedi. Oyunun sonunda çocuklara neler hissettiğini sorduğunda; Kuzular ve kurtlar acı hissettiklerini söylediler. Roller değiştiğinde avcı, kurtların, kurt kuzuların ne hissettiğini anladı. 
Böylece Empatinin bir başkasının ne hissettiğini anlamak ve o kişi ile bağ kurmak olduğunu çocuklar 2. sınıf sıralarında öğrenmiş oldular.





BİR OKUL KLASİĞİMİZ : SUNUMLARDAN SONRA KÖPEKLERDEN KORKAN ÇOCUKLARA AĞAÇ OL ANLATIMI.





6 Şubat 2019 Çarşamba

BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARINA ÇAĞRI


31 Mart 2019 Yerel seçimler Öncesinde Hayvan Hakları Savunucuları, Yerel Hayvan Koruma Gönüllüleri ve Dohaycan Derneği Belediye Başkan Adaylarıyla ilgili tercihlerini yapmadan önce Sokak Hayvanlarının Koşullarının iyileştirilmesi,  Akçakoca'ya yakışır Modern bir Bakımevi yapılması için taahhütname hazırladılar. Bu taahhütname, hayvanseverleri ilgilendirdiği kadar, hayvanlardan korkan veya sevmeyen insanları da ilgilendirmektedir. Taahhütnameyi imzalayan adaylar basın aracılığı ile kamuoyunda paylaşılacaktır. 
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------


SÖZLEŞME
İşbu sözleşme, 31 Mart 2019 tarihinde yapılacak yerel seçimlerde Akçakoca Belediyesini kazanacak Belediye Başkanı ile Düzce Valiliği Yerel Hayvan Koruma Gönüllüleri ve Dohaycan ( Doğa, Hayvan, İnsan Hepsi Can) Derneği arasında imzalanmıştır.
Bu sözleşme, sokak Hayvanları olarak adlandırılan şehrimizin sakinleri olan; sokaklara terk edilmiş, kedi ve köpeklerin yaşam haklarının korunması ve bakımlarının yapılması için kazanan belediye başkanının yapmayı taahhüt ettiği hizmetlerden oluşmaktadır.  
Madde 1 : Mevcut barınak kapanınca yerine bakımevi yapılması ve acil yardım istasyonu talebi hk.
Akçakoca İlçemiz turistik bir bölge olması sebebiyle yaz aylarında sokaklarımıza çok sayıda hayvan terk edilmektedir.
Yazın sokaklarda çok sayıda köpek olması vatandaşların şikayetine neden olmakta, Özellikle agresif olanların insanların yoğun olarak olduğu yerlerden alınması talep edilmektedir.
5199 sayılı Hayvanları Koruma Yasasında;” Sokak hayvanlarının uzun süre barınakta tutulamayacağı“ belirtmiş olmakla beraber, kontrol altına alınamayan köpek nüfusunu dönüşümlü olarak modern bir bakım evinde muhafaza etmek, insanların şikayetlerini önleyeceği gibi, yaz aylarında artan yoğun trafik nedeniyle oluşan kazaları da engelleyecektir.
Akçakoca Belediyesi’nin 2011 yılında hizmete açtığı, koşulları düzeltilemeyen barınak kirli su arıtma tesisinin büyütülmesi nedeniyle kapatıldığında, vatandaştan gelen şikayetleri karşılayabileceğiniz bir yeriniz kalmayacaktır. Bu durumda, yakaladığınız hayvanları nereye götüreceksiniz? Düzce Yaşam Alanı açıldığında, ilçelerden kalıcı olarak köpek barındırılmayacağı defalarca beyan edilmiştir. Buna rağmen, Subaşı Mevkiinde yapılan yere; tüm ilçelerden köpeklerin getirilerek oraya bırakılması kararının alınması durumunda Akçakoca’mızın köpeklerinin bir süre sonra ölüm kampına dönüşeceğini düşündüğümüz yere terk edilmesini istemiyoruz. Çünkü, deneyimlerimizle ve yaşanan örneklerle sabittir ki; bakılan köpek sayısı arttıkça, eleman ve beslenme ihtiyaçları da arttığı için gerekli bakım yapılamamaktadır.  
Bu durumda ilçemizde, modern bir bakımevine ve acil durumlarda yaralanmalarda müdahale edebilecek acil yardım merkezine ihtiyaç bulunmaktadır.
Belediyemizin çok gecikmeden gerekli arazileri inceleyerek; 150-200 köpeğin dönüşümlü olarak barındırılabileceği bakımevi yapımına başlaması ve şehrin uygun yerlerinde halkın da destekleyeceği beslenme odakları oluşturması gerekmektedir.
a)   Hayvan Severlerin rahatlıkla ulaşabileceği yeni bir yere modern bir acil bakım istasyonu yapacağıma, ( Ek:1’de özellikleri ayrıntılı olarak tanımlanmıştır. Burada çalışacak kişilerin hayvanlara karşı tutumlarının iyi olmasına ve sorumluluk taşımasına, aksi taktirde işten el çektirileceklerine,
       b)Bu alanın her açıdan görülebilecek ve çalışanların müdahale edemeyeceği şekilde yerleştirilecek kameralarla, 24 saat hayvanseverler tarafından izlenebilmesinin sağlanmasına,
      c)Tam Zamanlı Veteriner bulundurulmasını ve mesai saatleri dışında hizmet alımı yapılmasını sağlayacağıma,  
    d)Ağır yaralanma vb. durumlarda acil müdahalenin yetersiz kalması durumlarda, en yakın kliniğe sevkini yaptıracağıma,
    e)Gönüllülerle işbirliği içinde olacağıma, bakımevine ulaşım desteği vereceğime,
Madde 2- Beslenme Odaklarının yerleştirilmesi
Sokaklarda yaşayan köpeklerin en belirgin özelliği yaşam alanlarını korumalarıdır; Sokak hayvanları insanlardan şiddet görmedikleri müddetçe, insanlarla iyi iletişim kurabilen sosyal hayvanlardır.  Bir sokağı veya bölgeyi mesken tutan hayvan, o bölgeye dışarıdan gelen yabancı köpekleri sokmaz. Şehrin uzağında yaşayan yabancı köpekler, özellikle gece herkes çekildikten sonra yiyecek bulmak için şehre inerler. O bölgenin köpekleri de onları kovalarlar. Gece havlamalarının nedeni budur. Eğer biz orayı mesken tutan köpeği oradan alırsak, dışarıdan içeriye gelemeyen yabancı köpekler orada oluşan boşluğa gelip yerleşir. O nedenle;
    a) Şehrimizin sakini olmuş köpekleri ve yaşam alanlarını koruyarak oldukları yerlere görüntü kirliliği yaratmayacak şekilde beslenme odaklarının konulmasını,
    b) Gece köpeklerin yiyecek bulmak için şehre girmeye çalıştıkları bölgelere yakın yerlere beslenme odakları konularak, oldukları yerde kalmalarının sağlanmasını,
    c) Bu odaklarının temizliğinin düzenli olarak yapılmasını,
    d) Durak, okul, Cami vb. yerlere geçmişte kent konseyi tarafından yaptırılan ekmek toplama kutularına benzeyen ama daha taşınabilir ( örnekleri mevcuttur) olanlarının yapılmasını ve bunların her akşam belediye ekipleri tarafından düzenli olarak toplanmasını, toplanan bayat ekmeklerin şehrin girişine konulan beslenme odaklarında kullanılmasını sağlayacağımı, 


 Madde 3- Sokak Kedileri için Bakım Üniteleri 
    Yeşillik alanlar yok oldukça sığınabilecekleri yer bulmakta zorlanan kedilerin çok sık olarak kaza geçirdiğine şahit oluyoruz. Bu kazalardan sonra, kaza geçiren kedilerin bakımı veya annesiz kalan bakıma muhtaç yavrular için güvenli bir yer bulmakta zorlanıyoruz. Bu yüzden; evine kedi alabilen gönüllülerin evleri kendileri için yaşam alanı olmaktan çıkmıştır. Gönüllülerin rahatlıkla ulaşabileceği bir alana; hasta ve yavru bakımları için, konteyner vb. özellikleri olan kapalı bir alan düzenleyeceğimi,  


Madde 4: Sokak Hayvanları beslenmesinde gönüllülere mama desteğinin sağlanması, ( Yasa değişse bile aşağıdaki madde bu sözleşme için geçerlidir)
Hayvanları Koruma Kanunu Yönetmelik Madde 21 (d) şıkkında “Sahipsiz hayvanlara besleme odağı kurmakla görevlendirilmiş belediyeler, gönüllü kuruluşlarla işbirliği içerisinde beslenme odaları kurar ve hayvanların beslenmesine yardımcı olur” hükmü getirilmiştir.
Gönüllü – resmi kurum işbirliğini sadece Hayvanları Koruma Kanunu 8 yerde olmak üzere hükme bağlamıştır. Mevcut kanunlar içinde gönüllüye böyle yer veren başka bir kanun yoktur.
Ayrıca, İçişleri Bakanlığı Özel İdare ve Belediye Hizmetlerinde Gönüllü Katılım Yönetmeliği de belediyelerin sahipsiz hayvanlara yönelik hizmetlerde gönüllüler ile birlikte çalışmasını hükme bağlamıştır.
Madde 5: Sokaklarımızda yaşayan hiçbir hayvanın ormanlara, taş ocaklarına, köylere vb. yerlere atılmasına ve zehirlenmesine asla müsaade etmeyeceğimi, aksine davranan görevlilere işten el çektireceğimi ve haklarında yasal süreci başlatacağımı, sokak hayvanlarının yaşam haklarının korunması ve güvence altına alınması için üzerime düşeni yapacağımı taahhüt ederim.
Madde 6: Sokak Hayvanlarının sokaklarda yaşamasını güçleştiren en büyük sorun fobis olan insanlardır. Bu nedenle; Hayvan Fobisinin yenilmesi için psikolojik desteklerle, psikolog veya psikiyatris eşiliğinde, gönüllülerle birlikte, zaman zaman eğitim desteği sağlanması, etkinlikler düzenlenmesi, ( Ek:2 )
Madde 7: İş bu sözleşme 7 maddeden ve 2 ekten ibaret olup, Belediye Başkanı seçildiğimde gereğini yapacağıma söz veriyorum.

Taahhüt Eden
Belediye Başkan Adayı                                      Dohaycan Derneği



Düzce Valiliği Yerel Hayvan Koruma Gönüllüleri
------------------------------------------------------------------------------------------------
EK:1-
http://www.haykonfed.org/2016/02/15/belediyeler-icin-kullanima-hazir-bakimevi-projeleri-bilgilendirme/
1. KÜÇÜK ÖLÇEKLİ BAKIMEVİ PLAN VE BİLGİLERİ
Özellikle bütçesi yeterli olmayan nüfusu az küçük ilçelerde, belediyelerin tam teşekküllü bakımevi kurması imkansız olduğu için, kursa bile yönetimi ve eleman temini konusunda sıkıntı olacağı için, bu belediyelerin esas olarak KISIRLAŞTIRMA ve BAKIM İSTASYONU görevi görecek küçük bakımevleri oluşturmalarını tavsiye ediyoruz. Bu bakımevlerinde toplanan hayvanların kısırlaştırma işlemleri yapılacak.
Büyük operasyon gerektiren tedaviler için ise ya 24 saat hizmet alımı yapılan özel kliniklere ya da varsa şehir belediyelerinin büyük bakımevlerine gönderilecek.
Bu bağlamda hazırlattığımız örnek mimari proje ektedir. Bu tür küçük ölçekli bakımevlerinde olması gereken detay özelliklerin de mutlaka dikkate alınmasını tavsiye ediyoruz.


KÜÇÜK ÖLÇEKLİ BAKIMEVİ PLANINI İNDİRMEK  İÇİN TIKLAYINIZ.
 A) KÜÇÜK ÖLÇEKLİ “KISIRLAŞTIRMA ve BAKIMEVİNDE” TEMEL OLARAK  FİZİKİ ÖZELLİKLER:
1. Kapalı bölmelerin tabanında mutlaka en az 7 cm lik eğim olmalı. Yıkama suyu veya idrar vs kendiliğinden dışarıdaki drenaj sistemine akmalı.
2. Bölmeler mutlaka arada geçiş olan çiftli bölme şeklinde olmalı. Bir taraf yıkanırken, hayvan diğer tarafa elle müdahale olmadan ara boşluktan kendiliğinden geçebilmeli. Bu hayati önemi olan bir özellik. Bu yapılmadığı zaman kışın hayvanlar buzlu sularla donuyorlar. Hayvanın gidecek yeri olmadığı için yıkamada hayvanların altından pislikli sular akıyor.
3. Teraslı bölmelerin açık alanlarının da üstü gölgelikli olmalı. Bu gölgelikler açık alanın da yağmurda ıslanmasını engelleyeceği gibi yazın da hayvanların teras bölümünde güneşten yanmasını önleyecektir. Bu yapılmadığı zaman, yazın hayvan ya kapalı bölmede yanmakta veya açık alanda güneş altında kavrulmakta. Kışın da teras yağmur altında kalacağı için hayvan sürekli olarak ıslak kalmakta.
4. Bahçeli alanlarda, kapalı bölmenin önünde mutlaka oluk olmalı ki, kapalı bölme yıkanırken pis sular bahçeye akmasın. Ayrıca, bahçelerde de mutlaka EĞİM olmalı ki bahçe sulu çamur deryasına dönüşmesin. Bahçeli bölmelerde de kapalı alanın önünde mutlaka tüm terası kapatan gölgelik olmalı. Hem yağmur hem de güneşten korunması için bu gölgelik önem taşıyor.
5. Kulübeler kesinlikle doğrudan bahçelere konmamalı. Her kulübe mutlaka sundurma altında olmalı. Sundurma kulübe ağzından en az 1 metre daha dışarı doğru taşmalı ki, klübe yazın güneşten kışın da yağmur kardan korunsun. Kulübeler ayrıca tahta paletlerden oluşmuş zemin  üzerinde olmalı ve hemen önüne ve tercihan yanlarına da 1 er tane tahta palet konmalı.
6. Kapalı alanlar ve teraslarda zemin kesinlikle fayans veya seramik olmamalı. Mozaik taştan karolar olmalı ki arada derz olmasın, içinde kir birikmesin.
7. Bahçeli bölmelerde kapalı alanlar bahçe duvarına dayanmamalı. Klübe ile bahçe duvarı arasında en az 1 metre mesafe olmalı ki, kavga sırasında diğer köpekler tarafından kovalanan köpek, köşeye sıkışmasın, arkadan dolaşarak kaçabilsin.
8. Hayvanların geçici olarak kalacakları küçük bölmelerin zemini mozaik taşlı beton olmalı, hayvanların sürekli kalacakları geniş alanlar ise kulübelerin konacağı zemin mozaik beton ama çevresi tamamen TOPRAK zemin olmalı. Topraklı alanlar YUVARLAK DERE ÇAKILI ile güçlendirilmeli. Bahçeye hayvanların yaptıkları dışkılar, kürekle alınacak. Senede iki kez eksilen çakıllı toprak, yine yuvarlak çakıl ve toprak karışımı takviyesi yapılacak.
B) KÜÇÜK ÖLÇEKLİ KISIRLAŞTIRMA ve BAKIMEVİ EVİ  İDARİ KOŞULLARI:
1. Köpekler eğitilmiş elemanlar tarafından toplanacak. Bölmelere özelliklerine göre konacak. Aşıları ve varsa tedavileri yapılacak. 7 gün içinde kısırlaştırılıp, ameliyattan 7 gün sonra da bırakılacak. Uyuz veya deri hastalıkları gibi hayvanlar iyileşinceye kadar kalacak. Yavrulu annelerin  yavruları büyüdükten sonra kısırlaştırılıp bırakılacak. Yavrularda ise sahiplendirmeye önem verilecek. Sadece sakat ve mağdur olanlar ile terk edilmiş hayvanlar bakım evinde sürekli kalacak.
2. En az 1 veteriner hekim ve 2 veteriner teknikeri olacak. Destek olmak üzere, bakım evi olan büyük şehirden veya büyük ilçelerden haftada iki gün veteriner hekim gelip kısırlaştırma da yapabilir. Genel anlamda müdahale gerektiren durumlarda, TEDAVİ İÇİN dışarıda özel veteriner hekimlerden hizmet alımı yapılacak.
3. Bu BAKIMEVLERİ ulaşımı çok kolay yerlere yapılacak, elektriği ve suyu olacak. Hayvanların güvenliği mutlaka sağlanacak. Gece bekçisi mutlaka olacak.
4. Elemanlar hayvan seven kişilerden oluşacak. Cumartesi pazar günleri de bakımevi mutlaka tam kadro açık olacak ve çalışacak. Elemanlardan bir tanesi kadın olacak.
5. Toplama ekibinin başında veteriner veya veteriner teknikeri mutlaka bulunacak. Toplama mesai saatleri içinde yapılacak ve nerelerden kaç hayvan alındığı, nerelere bırakıldığı web sitesi veya sayfalarda düzenli olarak yazılacak. Hayvanların yakalanmasında kullanılacak uyuşturucu anestezik ilacın veteriner hekim olmadan arabada taşınması yasalara aykırıdır. İlaçları veteriner hekim teslim alacak, kullanacak ve sayı ile kalanı yerine koyacak. Kullandıklarını da belgeleyecek.
6. Hayvanlar için, KALİTELİ kuru mama alınacak. Firmaya, hayvanlar yemediği takdirde İADE koşulu getirilecek ki küspe mamaları belediyeye satmaya kalkışmasınlar. Ayrıca, işyerlerinden yemek artıkları toplanıp, marketlerden raf ömrü tamamlanmış şarküteri toplanıp ayıklanıp temizlenip hayvanlara takviye olarak verilecek. Fazla toplandığında sokaklardaki hayvanlara verilecek.
C)  POST OPERATİF (Ameliyat Sonrası ve Tedavi) KAFESLERİ BİLGİSİ
Bakımevi Örneği
Tüm Belediye Bakımevlerinde kısırlaştırma, müdahale veya operasyon geçiren hayvanların konacağı POST OPERATİF KAFESLER olmalıdır.
1. Bu kafesler en az 1×1 en boy ve derinlikte olmalı, arka duvar yekpare, kapı ve kenarlar kafes, birbirine bitişik duvarlar zeminden 40 cm yükseklikte ve şeffaf plakadan yapılmalıdır. Üst taraflar kafesli olmalıdır ki hava değişimi olabilisin. Sadece arka duvar yekpare olmalıdır.
2. Bu yan duvarların her birinde 40 cm yükseklik ve 50 cm eninde sürgülü geçme kapı olmalıdır. Bir kafes temizlenirken, hayvan bu yan duvardaki sürgü açılarak bitişik kafese geçmeli, temizlik bitince tekrar yerine alınmalıdır. Bu sürgülü kapı, hayvan kafesteyken temizliğin zorlukla yapılmasını veya her defasında hayvanın kafesten çıkarılarak hırpalanmasını önleyecek önemli bir çözümdür.
3. Kafes bölmeleri paslanmaz çelikten olmalı, kapılar kolay açılır kapanır olmalıdır. Bölmelerin önünde yıkama suyunun gideceği drenaj sistemi olmalıdır. Bölmelerin zemini en az 6 cm eğimli olmalıdır.
4. Post operatif kafesler iki katlı olmalı, alt kat yerden 30 cm yukarıdan başlamalıdır. Her iki kat TEK PARE olmalı, gerektiğinde gerektiği kadar iki katlı TEK PARÇA bölme yan yana konmalıdır.  Her bölmenin yan duvarlarında iki tarafla sürgülü kapı unutulmamalıdır. Yan yana konduğunda bu sürgülü kapı ağız ağıza gelmelidir.
5. Bölmelerin zemini kenarlardan 10 cm yükseklikle duvara kadar çıkan YEKPARE PVC li bir zemin kaplamasından yapılmalıdır. Üst kafes yıkandığında su kesinlikle alta  dökülmemelidir.
6. Kafeslerin konduğu odanın mutlaka dışarı penceresi olmalı, sürekli temiz hava almalıdır. Kışın ise tavandan ısıtma olmalıdır.
7. Kafeslerin dış kapısında tıpkı insan hastanelerinde olduğu gibi HASTA DOSYALARI konmalıdır. Bu hasta dosyalarında anamnez dahil, hayvanın bakımevine giriş tarihi, yapılan ilaçlar ve günlük uygulamalar yer almalıdır.
============================================
ELELE VERİP HAYVAN KORKUSUNU YENEBİLİRİZ
EK: 2
PROJE ADI : Hayvan Korkusunu yenmek için; Hayvan Sevgisi Eğitim    Parkı oluşturulması.
PROJE AMACI : Turizmi gelişen ilçemizde yaşayan insanlar için Hayvan sevgisi üzerine farkındalık yaratarak, ilçemize gelen turistlerin,  ziyaret etmek isteyecekleri “Hayvan Sevgisi Eğitim Parkları” oluşturmak.
Bunun için öncelikle Hayvan korkusu( zoofobi) olarak adlandırılan çeşitli hayvanlardan duyulan korku ve rahatsızlıkların giderilmesi gerekir. Zoofobi, Ülkemizde en yaygın korku türü olup bazen birden çok hayvana karşı duyulmaktadır. Kedi, köpek gibi evcil hayvanlar dışında hamam böceği, fare gibi hayvanlara karşı da tiksinti ve korku bir arada ortaya çıkmaktadır. Hayvan korkusu (zoofobi): İnsanların bir kısmında, korkulan hayvanlara karşı kötü bir deneyim yaşadıktan sonra başlamakla birlikte, bazen de insanların karşılıklı birbirlerini etkilemeleri sonucu da ortaya çıkabilmektedir.
Biz bu proje ile; zoofobinin tedavi edilerek korkuların bulaşıcı olmaktan çıkarılmasını, olumsuz etki ve algıların azaltılmasını amaçlıyoruz.
Psikolog desteğiyle, Korkularla başa çıkma terapilerinin sonucunda; Tüm canlı yaşamına karşı duyarlı bir kuşak yetiştirilmesine katkıda bulunmak. Park içinde yapılacak etkinlik ve kampanyalar vasıtasıyla, çocukların ve kadınların sosyal sorumluluk bilincini arttırmak.
Yeni düzenlenecek park alanları içinde;
 ( parkın büyüklüğüne bağlı olarak, 1-2 dönümlük alan) hayvanlarla insanların ortak kullanabileceği, iletişim kurabileceği ortak alan yaratmak.  Bu alan içinde yapılacak çalışmalarla, başta çocuklar ve kadınlar olmak üzere; hayvanlardan korkan insanların eğitimini sağlamak, merhamet duygusunu  geliştirmek ve insanın diğer canlı türleriyle karşılıklı güven ve sevgi ilişkisi kurmasını kolaylaştırmak.
Hayvan Fobisi olanlar için psikolog eşliğinde fobiyi yenme çalışmaları ile birarada yaşama konusunda alışkanlıklar yaratmak,
PROJE KONUSU : Hayvan Korkusunun (Zoofobi) giderilmesi için, Hayvan Sevgisi Eğitim Parkı oluşturularak park içinde yapılacak çalışmalarla hayvan Fobisinin tedavisine yönelik çalışmaların yapılması,
Bu konuda çalışmalar yapılan atölyelerin örnek alınarak; fobinin tedavisine yönelik psikolog desteği ve gözetiminde; korkulan hayvanlarla bilinçli karşılaşma sürecinin hazırlanması ( resim, video ve canlı karşılaşmaya hazırlık aşaması)
Park içinde; uygun hava koşullarında,  hayvan sevgisi ve hayvan hakları hakkında tanıtıcı film, slayt vb. eğitimler düzenleyerek; başta çocuklar olmak üzere çevrede yaşayan insanlara hayvan sevgisinin aşılanması. 
O bölgede yaşayan sokak hayvanlarının kısırlaştırılarak, aşılanarak ve düzenli bakımlarının yapılarak çevrenin insanlar için güvenli hale getirilmesinin sağlanması,
Terk edilen köpeklerin içinden uygun olanların seçilerek, engellilere refakat edebilecek şekilde eğitilmesi, bu eğitimin sürdürülebilir olması için eğitici eğitimlerinin sağlanması,
Parkta yaşayan hayvanlar için kulübelerin ve beslenme kaplarının yerleştirilmesi, Kanatlı hayvanlar için de Kuş evleri, güvercinlikler yapılması
Parkta kameriye, insanlar ve hayvanlar için oturma alanları oluşturularak ortak kullanımın kolaylaştırılması, Kanatlı hayvanlar için de ağaçlara uygun konaklama aparatlarının yerleştirilmesi,
Park girişine ve parkı çevreleyen 4 ayrı ayaklı pano içinde geçmişten günümüze bio çeşitliliği anlatan, yok olan ve nesli tükenmekte olan kültürlerin  yer aldığı bilgilendirmenin yapılması, İnsanlarda, sosyal sorumluluk bilincini geliştirmek, Doğanın dengesini korumak için Bio çeşitliliğin korunması konusunda farkındalık yaratmak.
Özellikle çocukların, bir canlının bakımını üstlenme konusunda duyarlılıklarını geliştirmek ve bilinç artışlarını sağlamak.
Bölgedeki diğer canlı türleriyle bir arada yaşayabilmenin sağlıklı ortamlarını yaratmak konusunda başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere, bölge halkının bilinçlenmesini ve sosyal sorumluluk almasını sağlamak.
Devlet kurumları ile birlikte çalışmanın yollarını açarak, sahipli- sahipsiz tüm hayvanların aşılanmasını sağlamak, Bölgedeki nüfusun kontrol altına alınmasını, kayıtlı olmasını sağlamak.
PROJE GEREKÇESİ :
a)Hayvanlara karşı oluşan fobilere karşı bilinçli çalışmalar yaparak; İnsanların korkuları nedeniyle yaşadıkları panikler sonucu yaralanmalarının önüne geçmek. Özellikle köpeklerden korkan çocukların daha çok hayvanlar tarafından değil, kaçarken yaralandığı biliniyor. Fobisinden kurtulan insan yaşamını doğayla uyum içinde sürdürebilme özelliği kazanacaktır.
Hayatını zorlaştıran korkularından kurtulan insanlar, enerjilerini olumlu yönde kullanacaklarından topluma daha yararlı olacaktır.
b)Sokağa, barınaklara terk edilen köpeklerin eğitilerek, başta engelli vatandaşlar olmak üzere, sahiplendirilmesinin önünü açmak.
Sevgisiz ve merhamet duygusundan uzaklaşan bir toplum yerine, merhametli nesillerin yetiştirilmesine katkı sunmak,  Akçakoca İlçemizde Bio çeşitliliğin korunması konusunda, insanların farkındalığını arttırırken, dışarıdan gelen insanların ilgisini çeken bir örnek park oluşturmak. Bunu yaparken uygun ortamlar yaratmak. Okula giden çocukların, sokak hayvanlarıyla tehlikesiz bir şekilde iletişim kurmasını, turistlerin korkmadan çekinmeden dolaşmalarını sağlayacak kısırlaştırma ve aşılama işlemleriyle sağlıklı bir çevre yaratmak. Özellikle, kadınların bu konuda sosyal sorumluluk almasını sağlayacak eğitimlerle birlikte, fiili olarak da aşılama, kısırlaştırma ve sahiplendirme çalışmaları ile güvenli ve sağlıklı bir çevre yaratmayı amaçlıyoruz.
Maltepe Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Peykan Gökalp hayvan fobisi ile ilgili olarak yaptığı basına yaptığı açıklamada; “ Hayvan Fobisinin günlük yaşamı olumsuz etkilediği anda tedavi edilmesi gerektiğini “ ifade etmiştir.
“Hayvan fobisi nedir?

Kedi, köpek, yılan, örümcek, fare, kuş gibi hayvanlara karşı duyulan mantıksız, orantısız korkuya denir. Kişi korktuğu bir hayvanla karşılaştığında aşırı kaygı duyar, saldırıya uğrayacağına ya da bir şekilde zarar göreceğine inanır. Hastalanacak, bayılacak, boğulacak hatta hayatını kaybedecekmiş gibi hisseder. Nefes alışverişi değişir, çarpıntı, sıcak basması, soğuk terleme gibi şikayetler ortaya çıkar. Yaşadığı bu yoğun endişe yüzünden hayvandan mümkün olduğu kadar uzaklaşmaya çalışır, hatta bu kaçış sırasında kendini tehlikeye atabilir.
Örneğin, köpekten kaçmak için hızla seyreden trafikte yola inebilir. Böyle bir panik halini bir daha yaşamamak için de kaçınma davranışında bulunur. Hayvanla karşılaşacağını düşündüğü ortamlara girmemek için aşırı tedbirler alır. Hayvan fobisinde her zaman korku ön planda değil. Bazen iğrenme duygusu daha baskın olabilir. Örneğin hamam böceği gördükten sonra kişi rahat edemez, yerini değiştirir, vücudunda birdenbire kaşınma belirebilir. “ olarak karşımıza çıkmaktadır.
Özellikle toplumumuzda sokak hayvanları olarak adlandırılan kedi ve köpeklerle ilgili artan bilinçsiz korkuların üzerine gitmek ve Hayvan Fobisi olan insanlara ulaşarak, psikolog eşliğinde, fobinin yenilmesine yönelik çalışmalar yaparak, kadınların ve çocukların hayvanlara korku ile değil sevgi ile yaklaşmasını sağlayan yöntemleri geliştirmek, hayvan davranışları üzerine eğitimler vererek; nasıl davranmaları gerektiği ve tehlike arz eden durumlarda nasıl davranmaları gerektiği konusunda bilinçli bir toplum oluşturmak,
Çocukları ilk eğiten annelere ağırlık vererek, insanlığın doğa ile uyum içinde yaşamasının koşullarının oluşmasına katkı sunmak istiyoruz.

Dohaycan Derneği/ Akçakoca


Düzce Valiliği Yerel Hayvan Koruma Gönüllüleri