24 Mayıs 2017 Çarşamba

"YAŞASIN KÖTÜLÜK" !

İnsan hırsına teslim oldukça, kendisinden başkasına yaşama şansı tanımıyor. 
Bütün çaba en üste çıkıp ezen tarafta olmak için sanki...
Tepedeki bir altındakini, bir altındaki daha aşağıdakini, en aşağıdaki daha güçsüz olanı ezerek varolma savaşında....
Tercihler, iyi insan olmaktan yana değil, güçlü insan olmaktan yana. Güçlü isen istediğin kadar kötü olma hakkın da oluyor. Giderek vicdanını kaybeden insansoyunun Yeni trendi " yaşasın kötülük!" 
Eskilerin " Ahir zaman" dedikleri bir zaman diliminde Nuh'un Soyundan gelen seçilmiş insanların kötülüğe karşı dik durmasından başka şansımız, kurtuluşumuz yok. 
Yoksa kötülük kazanacak ve insanlık kaybedecek...
Neden Nuh'un soyundan gelenler? Tüm canlı aleminden türleri seçerek, bilinmeyene doğru yolan çıkan O hayalet gemi insanlığımızın ilk imtihanını başarı ile vermiş olmalı ki, bugün dünyamız farklı türlere ev sahipliği yapıyor. 
Ama aç gözlü insan dünyaya sığamıyor. Kuşların göç yollarını kapatıyor, beslenme havzalarını kurutuyor, ormanları yok ediyor. Sonra hayvan bahçelerinde yok ettiği türleri çocuklarına tanıtıyor. 


BIKTIK, BENCİLLİĞİNİZDEN, LAF ANLAMAMANIZDAN, VİCDANSIZLIĞINIZDAN, KÖTÜLÜĞÜNÜZDEN !
Bir de sokak hayvanlarından şikayet eden türler var ; "Seviyorum ama.... " diye başlayan, sokağında görmek istemeyen bir tür. 
Korkanı anlamak mümkün. "Fobi, tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır, korkunuzu yenebilir, sokağınızdaki hayvan ile iletişim kurarak, size karşı saldırgan davranış sergilememesini sağlayabilirsiniz" desek de, bu durumu değiştirmek için İngiltere vb. ülkelerde yapılan Fobi tedavi merkezleri olmadan kolay olmayabilir. 
Ama bir de korkmadığı halde rahatsız olanı var. Rahatsız, adı üstünde. Aslında sokakta çocuk da, yaşlı da, kimseyi görmek istemez, ama bunu itiraf edemediği için sevgisizliğini hayvanları bahane ederek gizlerler.

Kediler doğum yapacakları zaman güvenli bir yer ararlar. Bu yer de genellikle kapıyı açık bulmuşlarsa, hiç kedi sevmeyen birinin gardrobu bile olabilir. Bu durumda sevmiyorsanız bile, anne  kedi ve yavrularına saldırılardan yavrularını koruyabileceği güvenli bir yer bulmalısınız ( Vicdan sahibiyseniz) 
Bahçenize kediler dadanmışsa, ya orada onları besleyen birileri vardır, ya da börtü böcek bereketi vardır. Bu durumdan kedileri toplayıp başka bir yere atarak kurtulamazsınız. O alan kediler tarafından işaretlenmiştir. Attıklarınızın yerine yeni kediler sırada bekliyorlardır. O zaman yapılması gereken bahçenizin en uzak köşesine yuva yapıp, sularını ve mamalarını bırakıp, eve yakınlaşmalarını engelleyebilirsiniz. 
Tabii tüm bu yazdıklarım, biraz vicdanı kalmış ve gerçekten çözüm arayan insanlar için. Aklında ki tek çözüm; onları yaşadıkları yaşam alanlarının dışına atmak olan vicdansızlar için değil. Onlar kötülüğü seçecekler ve onları yerlerinden edecekler. Bir iki ay sonra yenileri gelecek, onlarla da kavga edip gönderecekler, sonra yine yenileri gelecek... Ve Bu insan müsvetteleri İYİ insan olarak ortalıkta dolaşacaklar .
SEÇİM SİZİN, KÖTÜ ÖRNEKLERİ Mİ SEÇECEKSİNİZ? İYİ OLANI MI?
Tepecik Eğitim Hastanesi, hastahane bahçesinden kedileri toplatmış ve bu uygulaması nedeniyle federasyon tarafından eleştirilmiştir.
"Hastane yetkilileri, kendi başlarına kedileri toplama kararı veremez. Kediler ancak hayvan gönüllüleri ve belediye ekipleri gözeteminde ve sorumluluğunda toplanabilir. Burada kedileri toplayanlar temlizlik işçileri. Toplama sırasında kediler onları tırmalayabilir, yaralayabilir veya kendileri de zarar görebilir. Hastane yönetimine bu konuda gerekli uyarılarda bulunduk, yasaları anlattık" dedi.


KEDİLERİN HASTALARA ENFEKSİYON BULAŞTIRMA RİSKİ YOK !
 
Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin karşısındaki İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde görevli enfekisyon hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Güneş Şenol da, “Açık alanlarda bulunan kedi ve köpekler hasta yakınları için ek bir sağlık riski oluşturmaz” dedi. Bu alanlarda öncelikle kedilerin varlığının bir avantaj olduğunu söyleyen Şenol, "Bahçelik, açık alanlarda çok sayıda haşerat, fare gibi, mikroorganizmaları yiyeceklere buluştıracak zararlıların populasyonunu, kediler ciddi şekilde önler. Herkese açık olan alanlarda evcil hayvan bulunması bir probleme yol açmaz" diye konuştu. 


İNSANLIĞIMIZA UMUT VEREN, GURUR DUYDUĞUMUZ GÜZEL ÖRNEKLER DE VAR...

İstanbul Üniversitesi Rektörü, kış aylarında dışarıda kalan sokak hayvanlarının bakımı için genelge yayınlamış mesela. TEŞEKKÜRLER CERRAHPAŞA !

 









26 Nisan 2017 Çarşamba

HALKIMIZ RAHAT OLSUN, KÖPEKLERİMİZ AŞILANIYOR


Beş yıl önce 18.01.2012 tarihli/28177 sayılı “KUDUZ HASTALIĞINDAN KORUNMA VE KUDUZ HASTALIĞI İLE MÜCADELE YÖNETMELİĞİ”’nin 8. Ve 9. Maddelerinde yer alan sahipli /sahipsiz hayvanların belediyelerce aşılanmasının zorunlu olduğunu 21.3.2013 tarih/ 819 sayılı dilekçemizle Akçakoca Belediyesine hatırlatmıştık. Sağ olsun, Belediyemiz bu konuda duyarlı davranmış ve ardından  aşı Kampanyasını başlatmıştı.


Her yıl düzenli olarak yapılmasıyla artık geleneksel “ AŞI KAMPANYASI” na dönüşen bu etkinliğin sürdürülebilir olması, aldığımız yol açısından bizlere bir taraftan umut verirken, diğer taraftan hüzün veriyor. Çünkü, her yıl devam eden bu kampanyada ne beş yıl önce, ne bir yıl önce aramızda olan köpeklerin çoğu bugün hayatta değil.
 
Fotoğraftaki köpekler artık yaşamıyor...
“KISIRLAŞTIR, AŞILAT, YERİNDE BIRAK YAŞAT” anlayışıyla kısırlaştırdığımız, aşılattığımız ve şehrimizin insanları için güvenli kıldığımız sokak hayvanlarımızı koruyamadık. Oysa onları sizler için; insanlar kendilerini güvende hissetsinler diye kısırlaştırdık, üremelerini kontrol altına aldık ve aşılarını yaptırdık.
Bizim sahip çıkıp, kısırlaştırdıklarımız kayboldukça, o bölgeye yeni köpekler geldi, onları da kısırlaştırdık, aşılattık, onlar da kayboldu, boşalan yere yine yenileri geldi… Nüfus aslında hep aynı kaldı. Çünkü köpekler yaşadıkları alanı sahiplenirler ve yabancı köpekleri o alana sokmazlar. Yabancı köpekler o bölgedekiler alınınca oraya gelip yerleşirler.

İSTİYORUZ Kİ BU SON OLSUN.
Kısırlaştırıp, aşılarını yaptırdığımız küpeli köpeklerimize hep birlikte sahip çıkalım. Bizlerin/ Sizlerin şikayetleri onların sonları olmasın.
Aşılı ve küpeli köpekler sizlere zarar vermezler. Köpek fobisi olanları da anlıyor ve fobilerini yenene kadar uzaklarından sakince geçmelerini tavsiye ediyoruz. Şikayetiniz onların ölümü olmasın. Sizlerin vicdanına sesleniyoruz.  Allah’ın yarattığı bu dilsiz canlara merhamet ediniz.
Hayvansever yaşlılarımız, Akçakoca Kızılay Konukevi Sakinlerimiz her yıl olduğu gibi bu yıl da birlikteydik.
Bugün Belediye Veterinerimiz Ufuk Göktaş’ın özverili çalışmasıyla aşılanan köpeklerimizi önümüzdeki yıl aramızda görmeyi çok istiyoruz. Onlar, semtimizin sakinleridir. Lütfen onları koruyalım, kollayalım. Onlara zarar verenleri ilgili yerlere şikayet edelim.
Aşı Kampanyasını istikrarlı bir şekilde devam ettiren Akçakoca Belediyesi’ne ve Veterineri Ufuk Göktaş’a teşekkür ederiz.

Kaybolan canlarımızdan Çitlenbik
 Dohaycan Derneği olarak; hayvanlara yapılan her türlü eziyeti ve hak ihlallerini Whatshap ıhbar hattımıza bildirmenizi, kaydettiğiniz görüntüleri yollamanızı rica ediyoruz. Hattımıza ihbar yapanların kimliği tarafımızca gizli tutulacaktır.
Whatshap İhbar HATTI : 0544 385 81 00
DOHAYCAN DERNEĞİ ( DOĞA, HAYVAN, İNSAN HEPSİ CAN)

Kaybolan canlarımızdan; Sarışın, Mete, Gezgin ( Çok seveni olduğu için Birçok adı vardı)

6 Nisan 2017 Perşembe

5199 SAYILI YASA TASARISINDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER İLE SOKAK HAYVANLARI ZARAR GÖRECEK.

Dohaycan Derneği olarak; 5199 sayılı yasa tasarısındaki değişiklerin yeniden ele alınmasını ve kanunun adına yakışır şekilde, gerçek anlamda hayvanları korumasını istiyoruz!

Sayın Veysel Eroğlu,
Orman ve Su İşleri Bakanlığı

2004 yılında çıkarılan 5199 sayılı Hayvanları koruma yasasında yeni düzenlemeler yapılırken, hayvanların yaşam hakkını korumaya yönelik düzenlemelerin yapılmadığını görmekteyiz. Basına servis edilen iyileştirme olarak gösterilen tek şey; hayvana işkence yapanlara hapis cezası getirilmesidir.
Bunun dışında;

1-Yasa tasarısında; Cami yanı olmaz, okul yanı olmaz, park yeri olmaz denilerek, Kedi ve Köpeklerin Doğal yaşam Parklarında barınmaları öngörülmektedir.
Kedi ve köpekler insanlarla beraber evcilleşen hayvanlardır. 
Doğal yaşam parkı denilen, kervan geçmez ormanlarda, hayvanların beslenmesinden, bakımından belediyeler sorumlu olacakmış. Belediyelerin oluşturacağı bu alanlarda hayvanları belediyeler mi besleyecek? Bakımevlerinde besledikleri gibi mi besleyecekler? 

Ormana atılan küpeli bir köpek, açlıktan ölmek üzere

Açılan bakımevlerinde hayvanların açlıktan, soğuktan hastalıktan öldüğü sır değildir. BESLEMEZLERSE CEZAİ YAPTIRIM VAR MI? YOK. ESKİ YASADA DA CEZALAR ORMAN SU İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ tarafından kesilebiliyorudu. 
( çoğu kez kesilemeyen cezalar)O şehirde Gönüllüler varsa, şikayetleri sıkı takip ediyorlarsa bir ihtimal belediyelere ceza kesiliyordu. Yeni teklifiniz, hayvanların şehir dışına ormanlık alanlara atılmasını kolaylaştırdığı için gönüllülerin takibini daha da zorlaştıracaktır. 

BARINAKTA AÇ KALAN KÖPEKLER BİRBİRİNİ YEDİ ( HABERCİNİZBİZ.COM)

Bizler çok kıt olanaklarımızla hayvanları beslemeye çalışıyoruz. Ormanlara, uzak yerlere hangi araçla gidelim? Lütfen yasadaki bu maddeyi hayvanların yaşam güvencesini garantiye alacak şekilde yeniden ele alır mısınız? 1910 yıllarında İstanbul'un köpeklerinin Hayırsız adaya atılarak nasıl ölüme terk edildiği hala hafızalardadır. Hatta Osmanlı Devletinin yıkılmasında köpeklerin ahı olduğu bile söylenir. "Amerika'nın bağzı eyaletlerinde sahiplenilmeyince belli bir süre sonra öldürülüyor, biz öldürmüyoruz" diyenlere,Vicdansızların, Allah'ın kitabı Kur'an'ın ENAM SURESİ 38.ayetinden haberi olmayanların işlediği günahlara bakarak " biz iyiyiz onlara göre" diyenlere kulak vermeyiniz. 
"Enam suresi 38. ayet tercümesi: Yeryüzünde yürüyen hertürlü hayvan ve gökyüzünde iki kanadıyla uçan kuşlardan ne varsa hepsi, ancak sizin gibi toplum yani birer ümmettirler. Onların da durumları, rızıkları, ecelleri yazılmıştır. Biz kitapta tek bir şeyi bile ihmal edip, eksik bırakmadık. Sonra onlar Rablerinin huzuruna toplanacaklardır."


Bilerek günah işleyen ile bilmeden işleyen bir olur mu?

2- Nüfusu 100 binden az yerlerde rehabilitasyon merkezinin kurulmasını şart koşmak yerine, kısırlaştırmaların yapılmasını büyük beldelere bırakıyorsunuz. Bunun yanlışlığını anlamak için Düzce'ye bakmanız yeter. Düzce kalkınan bir ilimiz olmasına rağmen sokak hayvanlarının iyileştirilmesi için yapılan çalışmalar çok yetersizdir. Belediyelere bu konuda yeterli kaynak aktarılıp, aktarılmadığını bilmiyoruz ama, aktarılıyorsa ne kadarını gerçekten hayvanların şartlarının iyileştirilmesi ve kısırlaştırılması için kullanıldığı denetleniyor mu? Herşeye paraları olan ( Reklam, yemekler, davetler, 4x4 lüks araçlar) belediyelerin hayvanlar söz konusu olunca hiç kaynakları yok. Peki yasada belediyelere sadece bu amaçla kullanılmak üzere bir fon oluşturuyor musunuz?

Düzce ili hayvan kurulunda yapılan toplantılara bütün belediyelerden yetkili temsilciler defalarca davet edilmelerine rağmen zabıta memuru düzeyinde katılmaktan ileri gitmediklerine defalarca şakit olduk. Şimdi siz, bu yasa tasarısı ile belediyelere "kısırlaştır, aşılat, yaşat" bunun için alın size fon  demek yerine, onları sahanın dışına atarak herşeyi merkeze yükleyerek bilmeden hayvan katliamını yasalaştırıyorsunuz? Nasıl mı? Belediye araçları ile toplanan hayvanların kaçı gerçekte barınağa götürülüyor sizce? Biz gönüllüler belediyelerin toplama yaptığı haberini alır almaz barınağa koşup, hayvanları oraya getirmişler mi diye kontrol ediyoruz. ( Maalesef götürmediklerine de şahit olduk) Ama şimdi çok rahatça hayvanları toplayıp, merkeze götürüyoruz dediklerinde o hayvanların akibetini hiçbir zaman bilemeyeceğiz.
Alan büyüdükçe hizmet zorlaşır. HANTAL YAPILAR, BÜYÜK RM LER hayvanların yok edilmesinden başka bir şeye hizmet edemez. Küçüldükçe hizmetin kalitesi artar. Lütfen yasadaki bu maddeyi, "bütün belediyeler rehabilitasyon merkezi kurmalıdır" olarak değiştirebilir misiniz?
 
Çöplük alanının yakınına yapılan sözde barınak. Hayvanlar o bölgeye atılıp, açlığa terk ediliyorlar
Yıllardır belediyeler 2004 tarihinde çıkarılan yasa ve yönetmelikteki görevlerini yerine getirmedikleri için sokak hayvanları sorunu yaşıyoruz. EĞER 2004'DEN BERİ HER BELEDİYE KISIRLAŞTIRMA YAPSAYDI, BUGÜN SOKAK HAYVANI SORUNU KALMAZDI. KISIRLAŞTIRMA YAPMAK YERİNE; YA ZEHİRLEDİLER, YA DA BAŞKA İLÇENİN SINIRLARINA ATTILAR.
Yeni düzenlemenizle bugüne kadar görevlerini yapmayan belediyeleri ödüllendiriyor musunuz?
 
Kısırlaştırma yapmayan Belediyelerin yasa dışı köpek nakilleri, Akçakoca Sahili

3- Hayvan ithalatı, üretimi konusunda ciddi bir yasaklamanız da yok bu yasada? Bir taraftan yok edilecekler, bir taraftan üretilecekler. Oysa büyük baş hayvanlarda olduğu gibi tek tek kayıt altına almadan, doğumları kontrol edilmeden kontrolsüz çoğalmayı önleyebilir misiniz? ( Bir ara sizlerden cipler geldi, köpeklere takıldı. Ama cipleri okuyacak, takip edecek aygıt yok. Çağ atladık diyoruz ama kendimizi kandırıyoruz. Bir tanıdığım İngiltereden köpeği ile gelmişti. Köpeği bir süre sonra öldü, gömdüler. Üç ay sonra yurt dışından aradılar. "Köpeğiniz üç aydır bir yerde hareketsiz görünüyor diye" 4,5 G. 6 g lere geçme gücümüz var da bunu yapmaya mı gücümüz yok.

7 yıldır Akçakoca gibi küçük bir ilçede bir avuç gönüllü sokak hayvanlarının durumunu iyileştirmeye çalışıyoruz. 6 yıl önce bütçesiz, kıt koşullarda açılan barınak tam bir fecaat. Buna rağmen, az sayıda da olsa kısırlaştırmaların yapılmasını önemsiyoruz. Düzce'nin diğer ilçelerinde, köylerde kısırlaştırmalar yapılmadığı için bölgemize terk edilen hayvan sayısı artıyor. Bu da sokak hayvanlarının gece yarısı operasyonları ile gönüllülerin bilmediği uzak yerelere atılmasına gerekçe oluşturuyor. 
 
5199 SAYILI YASADA ÖNERİLEN BESLENME ODAKLARI NEREDE?
Yasayı bu haliyle çıkarmak ve bizleri üzmek yerine, 5199 sayılı yasada belediyelere verilen görevlerin alanını genişletemez misiniz?
Belediyelerin kafalarına göre ister yaparım, ister yapmam ikileminde kalmasına fırsat vermeksizin yasayı köyleri de kapsayacak şekilde düzenleyemez misiniz? Bu konu ile ilgili mahalli iadareler ve belediyeler işbirliği yapsa, ortak bir RM açsalar, orada kısırlaştırma ve bakımları yapılsa ve şehre yakın yerlerde BESLENME ODAKLARI oluşturulsa bizim insanlığımıza, dinimize daha çok yakışmaz mı?

Bütün belediyeler görevlerini tam yaparlarsa bir süre sonra sokak hayvanı sorunu kalmaz. Biz gönüllüler de sahiplendirebildiklerimizle sokakları boşaltır, kalan dilsiz canlara da beslenme odaklarında ( sizlerin desteğiyle ) bakarız.

Lütfen duyun sesimizi, Bizleri vicdanlarımızla başbaşa bırakmayın.

Saygılarımızla,

DOHAYCAN DERNEĞİ Y.K.

31 Ocak 2017 Salı

BU YIL SEÇTİMİZ TEMA : PAYLAŞMAK GÜZELDİR



Dohaycan Derneği olarak 2015 yılında Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı okullarda başladığımız “ Yaşam Bir Bütündür” çalışması sonrasında, resim yarışması düzenledik ve Öğrencilerin bize ulaştırdığı resimleri 250 'ye yakın resmi Nimet- Bekir Özkök Kültürevi’nde sergiledik.
2016 yılında ise Akçakoca'da var olan diğer Sivil Toplum Örgütlerine giderek ( ulaşabildiklerimizle) “Bi’iyilik Yap Akçakoca” dedik ve iyilik yapmanın önemini okullarda, mahallelerde anlattık ve kompozisyon yarışması düzenledik. Çok güzel mektuplar aldık. Bloğumuzda da yayınladık. 

"Bİ'İYİLİK YAP AKÇAKOCA" derken, iyilik yapmanın ilk adımlarından biri olan paylaşmanın önemini, kimlerle ve nasıl paylaşabileceğimizi, insanı insan yapan değerleri anlatabilmek için bu yıl da " Paylaşmak Güzeldir" dedik ve çalışmalarımıza başladık.


İlk sunumumuzu Osmaniye İlk Öğretim Okulunda yaptık. Çocuklara, arkadaşlarıyla, ihtiyacı olanlarla ve dünyayı paylaştığımız diğer canlılarla paylaşmalarının ve yardımlaşmalarının önemini anlattık.


Çocuklardan çok güzel geri dönüşümler aldık. Kitaplarını ve eşyalarını arkadaşlarıyla nasıl paylaştıklarını anlattılar. Sokak hayvanlarını beslemek için birlikte çalışmalar yaptıklarını söylediler.



Okul sunumlarımız Mayıs sonuna kadar devam edecek...




6 Ocak 2017 Cuma

AVCILAR, SİLAHLARINIZI BIRAKIN !



AVCILIK SPOR DEĞİLDİR !
SPOR tarafların karşılıklı rızası ile yapılan bir aktivitedir. Oysa hayvanlarla yapılan aktivitelerde hayvanların rızası yoktur.  Bu konu tartışmaya açık olmakla birlikte; biz izinli ya da izinsiz olarak bir canlının öldürülmesini hedef alan bir aktivitenin sporun olmayacağını söylüyor ve tüm avcıları silahlarını bırakmaya davet ediyoruz!
Avcılığın spor olduğunu iddia edenlere diyoruz ki;  atalarımızın hayatta kalmak için avlanmaları ile günümüz koşullarında modern teknoloji ile zevk için “ spor olsun” diye hayvan öldürmeyi karşılaştırarak kendinizi  aklayamazsınız ! 

BU MUDUR ? 



Aç olmadığınız halde, ihtiyacınız yokken sırf eğlence olsun diye, uzun göç yollarında dinlenmek için konaklayan hayvanların yüzlercesini, sinsice modern tüfeklerle öldürmeniz cinayettir, katliamdır !
Sadece ülkemizde yok olmak üzere olan 30 dan fazla kuş türü olduğunu biliyor musunuz?  Telli Turna’dan, Su çulluğuna kadar bazı türleri kaybetmek üzere olduğumuzun farkında mısınız?
Hele annelerinden ayırdığınız keklikler, kınalı, kınasız keklikler… Tuzaklar kurarak avlanmanın neresi spor ? !!! 

  YETİM KALDILAR, ÇÜNKÜ ANNESİNİ ÖLDÜRDÜNÜZ?
En son yaşadığımız koruma altına alındığı halde Yavru Karacaların acımasızca öldürülmesi avcılığın spor dalı olamayacağını bizlere birkez daha hatırlattı. 

NASIL KIYDINIZ BU GÜZELLİĞE ? NASIL ?
 
İzinli olsaydı, o yavruların canı yanmayacak mıydı? O yüzden AVCILIK SPOR DEĞİLDİR demeye ve hayvanlara yapılan bu kırımın durdurulmasını talep etmeye devam edeceğiz.
Dohaycan Derneği ve Yaşam Hakkı Savunucuları  olarak; tüm avcı kardeşlerimize sesleniyoruz: SİLAHLARINIZI BIRAKIN, YERİNE FOTOĞRAF MAKİNASI ALARAK, TUZAK KURARAK ÖLDÜRDÜĞÜNÜZ O CANLILARIN YAŞAYAN FOTOĞRAFLARINI PAYLAŞIN BİZLERLE…
CANA, CANLARA KAST ETMEYİ BIRAKIN…