22 Kasım 2017 Çarşamba

SOKAK HAYVANLARININ SORUNUNU HEP BİRLİKTE ÇÖZEBİLİRİZ...

Sokak Hayvanlarının Sorununu Nasıl Çözebileceğimizi anlatmaya çalıştığım serinin sonuna gelmiş bulunuyoruz.
Osmanlı döneminde; İstanbul sokaklarında binlerce kedi ve köpeğe bakılırmış. İstanbul’da yaşayan halk için de, Osmanlı idaresi için de oldukça normal olan bu davranışa, dışarıdan gelen yabancılar hayretle bakarlarmış…
Bu yaşam tarzına dair yabancı kaynaklarda yüzlerce bilgiye ulaşabilirsiniz. Hatta bu kaynakların birinde; " 17.yüzyılda, Osmanlı topraklarına seyahat etmiş Fransız avukat Guer, Osmanlıların hayvanlara besledikleri ilgi ve şefkati, onlar için yaptıkları akıl almaz hizmetleri anlatırken, çarpıcı bir misâl olarak Şam’da gördüğü kediler ve köpekler için özel hastane oldğundan hayretle söz etmiştir.” diye yazmaktadır.


Fotoğraf: Osmanlı döneminde sokak köpekleri

Sokak Hayvanlarının sorun olarak;  ilk kez Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde ( 1900’lü yıllar) İstanbul’a gelen Yabancı bir görevlinin “ İstanbul’un Sokaklarında çok köpek var" şikayeti üzerine ortaya çıktığı ve 80 bin köpeğin toplanarak hayırsız adaya götürüldüğü bir utanç hikayesi olarak anlatılır. 

Çünkü; binlerce köpek, Hayırsız adada açlıktan, susuzluktan ölmüş, birbirini parçalamış, yüzerek kurtulmaya çalışanlar denizde boğulmuştur. Köpeklerin Hayırsızada’da ki çığlıklarının İstanbul sahillerinden duyulduğu, yaz olmasına rağmen halkın dayanamayarak pencerelerini kapattıkları söylenir.
Hayvanlar için hastaneler açan, beslenme odakları oluşturan Osmanlı’nın, işlediği bu suç yüzünden, köpeklerin ahını aldığı için sonunun geldiği rivayet edilir.

TÜRKİYE Cumhuriyeti’ne Gelince;

2004 yılında kabul edilen 5199 sayılı Hayvanları Koruma Yasası çıkarılana kadar, sokak hayvanları belediyeler tarafından halkın gözleri önünde zehirlenerek, türleri tüketilmeye çalışılmıştır. Belediyelerin bir çoğu yasa çıktıktan sonra da, vicdansız uygulamalarını açık/gizli sürdürmeye devam etmiştir. Yasa, bir çok konuda açılım getirmesine rağmen, maalesef yaptırım gücü olmadığı için, hayvanları korumakla yükümlü olan kurumların görevlerini gerektiği gibi yapmasını sağlayamamıştır.

ÇÖZÜM İÇİN YAPILMASI GEREKENLER ! 

5199 SAYILI YASANIN UYGULAMA YÖNETMELİĞİ’NE UYULMASI SAĞLANMALIDIR!
1)  Öncelikle; uygulamaya yönelik eksiklikler giderilmeli, görevlendirilen kurumların görevlerini yapma keyfiyeti ortadan kaldırmalıdır.
2)   Kısırlaştırılmış hayvanlar için Beslenme Odakları oluşturulmalı, gönüllülerle işbirliği yapılarak düzenli beslenme ve bakımları sağlanmalıdır.


3)  Sahiplendirmeye önem verilmeli, hayvanlarını terk edenler, üretenler hakkında cezai işlemler uygulanmalıdır. 


4)  Nüfus kontrolü mutlaka yapılmalıdır; Üretim Çiftlikleri, ithalat kontrol atına alınmalı, kayıt dışı hayvan bulundurmaya ağır cezai yaptırımlar getirilmelidir. Sahipli/Sahipsiz her hayvan kayıt altına alınmalı, köylerden, il ve ilçelerden yapılan kayıt işlemleri, merkezi bilgisayar sistemi üzerinden izlenebilmelidir. İşlemler nüfus kaydı gibi yapılmalıdır.

5) Hayvanlara karşı suç işleyenlere ağır cezalar getirilmeli, Cezalar caydırıcı olmalıdır. Hapis Cezası paraya çevrilmemeli veya asla ertelenmemelidir.
a)   Köpek Dövüştürenler
b)   Hayvanlara Tecavüz edenler
c)   Hayvanlara şiddet uygulayanlar
Sahiplendikleri hayvanlarına kötü muamele de bulunanlar veya terk edenlerin bir daha 
hayvan sahiplenmesi engellenmelidir. 

BÜYÜK HACİMLİ TOPLAMA MERKEZLERİ İSTEMİYORUZ!

Yüzden fazla köpeğin bir araya toplandığı Barınak tarzı yapılanmaların, köpeklerin gözlerden uzak, bakımsız koşullarda ölüme mahkum etmek anlamına geldiğin yaşadığımız tecrübelerle öğrenmiş bulunmaktayız. Sayı arttıkça, hayvanların kontrolü ve bakımı da güçleşmektedir. Bu nedenle; Her belediyenin küçük çaplı acil müdahale için Rehabilitasyon Merkezleri olmalıdır.
Bu küçük çaplı merkezlerde; Yavru bakım ve anneli bakım üniteleri olmalı, Sahiplendirme Üniteleri ile sahiplendirme özendirilmelidir. 

DÜZCE HAYVAN HASTANESİ
Öncelikle Düzce’de yapılacak Hayvan Hastanesinin tam kapasiteli ve tüm bölgeye hizmet verebilecek özellikte olmasını önemsiyoruz. Hayvan Hastanesi için çalışmalara başlamadan önce İl Hayvan Koruma Kurulu katılımcılarından oluşan bir MÜTEVELLİ HEYETİ oluşturulması; bu konuda “ Hayvanseverler ile işbirliği içinde olacağız” sözünün somut ifadesi olacaktır.
Düzce Hayvan Yaşam Alanı için belediyelerin beklentisi, bölgelerinde ki tüm köpekleri toplayıp, orada ki ormanlık alana terk etmek hayalidir. Bu beklentilere bir an önce son verilmeli, Kurulacak Hastanenin çevresinde yer alacak ünitelerde; hasta, engelli ve bakıma muhtaç hayvanların ve saldırgan olanların dışında hiçbir hayvan barındırılmayacağı konusuna açıklık getirilmelidir.
Büyük merkezi toplama merkezleri asla olmamalı, küçük ölçekli, denetlenebilir rehabilitasyon merkezlerinde kısırlaştırma, tedavi işlemleri yapılabilmelidir.

Kurumlar düzenli olarak kısırlaştırma yaparlarsa, üretim ve ithalat kontrol altına alınırsa, bir süre sonra normal olarak sokaklarda sahipsiz hayvan kalmayacaktır.

SOKAKLARDA YAŞAYAN TÜM HAYVANLAR SAHİPLENDİRİLENE KADAR, HALKIMIZA VE GÖNÜLLÜLER DÜŞEN GÖREVLER NEDİR?

OKULLARDA HAYVAN SEVGİSİ EĞİTİMİ VERİLMELİ
Milli Eğitime Bağlı tüm okullarda; öğrencilere hayvan sevgisinin yanı sıra, hayvanlarla nasıl iletişim kurulabileceği öğretilmelidir. Fobisi olan insanlar için de psikolojik destekler verilmeli, hayvan davranışları üzerine doğru bilgilendirmeler yapılarak, tehlike arz eden durumların nasıl oluştuğu anlatılmalıdır. Tehlike arz edenlerin güvenli merkezlerde gözlem altında tutulduğu/ tutulacağı konusunda güvenceler sağlanmalı, tehlikesiz olanlarla insanların gönül rahatlığıyla iletişim kurmalarının önü açılmalıdır.
“SOKAĞINDA Kİ KEDİ VE KÖPEĞE SAHİP ÇIK” çalışmaları yapılmalıdır.

BESLENME ODAKLARI KURULMALI 
Sokağımızın ve mahallemizn sembolü olmuş hayvanlar dışında, aç kalan hayvanların yiyecek bulmak için dolaşmasını istemiyorsak, belli bölgelere beslenme odakları oluşturarak, sokak hayvanlarımızı oralarda beslemeliyiz. Kısırlaştırmalıyız ve hep birlikte sahi çıkmalıyız. Saldırgan olanları, iyi huylu olanlardan ayırmalı, güvenli yerlerde bakmalıyız. Sokaklarda yaşayan hayvanların ömürleri maalesef çok kısadır. Sahiplendirmelerin artması ve çoğalmalarının önüne geçilmesi durumunda sokak hayvanı olgusu istesek de kalmayacaktır. 
Bizim amacımız hayvanları sokaklarda başıboş aç bilaç yaşamalarını teşvik etmek değil, sokaklara hayvanların atılmasını engelleyecek uygulamaların hayata geçirilmesini sağlamaktır. Bu da DAHA BÜYÜK BARINAKLAR, TOPLAMA MERKEZLERİ KURARAK OLMAZ. Bu tarz uygulamaların kadınlara çocuk doğurtturup, yetimhaneleri doldurmaktan farkı yoktur! 

O yüzden son söz olarak diyoruz ki ;  "KISIRLATIR, AŞILAT YERİNDE BIRAK YAŞAT"

Bize yakışan da budur. Yaradanın yarattıklarına merhamet etmek ve onları mağdur etmeden çözüm bulmak...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder